15 – 20 seneye kadar!

Görsel

15-20 seneye kadar dünya, şu andan çok daha radikal ve hızlı bir dönüşüme uğramış şekli ile karşımıza çıkacak diye tahmin etmek çokta zor değil. Bireylerin gücü ve gücün dağılımı 1700lü yıllardan beri batıda olmasına rağmen, tam tersine doğuya kayarak yepyeni bir çağın başlangıcı olmaya başlıyor.

Bu 15-20 senelik süreci etkileyen faktörler arasında yer alan ülkelerin nüfus yapıları, hızlı yaşlanan nüfusa sahip olmaları gibi demografik faktörler ve bunların yanı sıra büyüyen kaynak ihtiyaçları, özellikle su, kıtlığa giden yolda dünya üzerinde büyük dönüşümlere sebep olacak gibi.

Bireylerin gücü açısından bakarsak dünya çapında orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesim gittikçe büyüyen bir popülasyona sahip. Bu güç ülkelerin iç dinamiklerini etkileyecek ve belkide ilerleyen süreçte ilk defa zenginlerin yönettiği bir topluluk olmaktan çıkacak ülkeler ve orta sınıf olarak tabir ettiğimiz insanlar ağırlıklarını koymaya başlayacaklar. Katledilmezlerse.

Bunun yanında bu kadar hızlı akan bilgi ve teknoloji çağında, herkes bilgiye ve teknolojiye rahatlıkla ulaşabiliyor. İletişim teknolojilerinin hızlı büyümesinin bunda çok büyük bir etkisi var ve ayrıca eskiden sadece zenginler bazı şeylere sahip iken artık herkes her şeye ulaşabiliyor.

İletişim teknolojilerinin bu hızlı ve yayılımcı büyümesinin negatif yönlerinden biri ise küçük grupların, kötü niyetli olanlar, bölücü ve kaos amaçlı teknolojiye ve bilgiye daha kolay ulaşacak olması, biyolojik terör amaçlı kullanabilecekleri silahları daha rahat ele geçirebilecek olmaları ve hatta geniş çaplı katliamların yaşanacağı bir dönem olması. Üzücü ancak gerçek. Olma olasılığı hiçte düşük değil.

Öte yandan, bu 15-20 senelik süre zarfında en önemli ülkelerden birisi Çin. Amerika’ya karşı yükselen ve belkide bahsettiğimiz zaman zarfı içerisinde Amerika’dan daha büyük bir eknomiye sahip olarak, askeri ve teknolojik yatırımlarını dünya çapında en çok yapabilen ülke olacaktır. Bu yükselişte batının düşüşü, düşüş derken bir anda dibe vuruş değil yavaşça alçalışdan bahsediyorum, önemli bir pay oynayacaktır muhakkak, ki ülkemizin de doğunun yükselişinde büyük pay oynacağı kesin. Türkiye’nin önemi 15-20 yıl içerisinde artacaktır. Başarısız olacak ülkeler ise muhtemelen Somali, Burundi, Ruanda, Yemen, Uganda, Afganistan, Kongo, Nijerya ve Pakistan olacaktır.

Tabii ülkemizin şöyle bir sıkıntısı var, sahip olduğumuz nüfus ve kaynak ve benzeri güçleri verimli ve akıcı bir ağ ile yönetemiyoruz. Bunların yanı sıra, farklılıkların yönetimini başaramıyor ve karma bir toplum olarak birleşmek yerine ayrışıyoruz. Bu şekilde devam etmememiz gerekir. Doğru şekilde ilerler, gereken yönetimi sağlayabilirsek masaya yumruğumuzu vurabilecek kadar güçlü olabiliriz.

Dünya üzerinde yaşanacak bu hızlı büyümeler ve değişimler mutlaka kaynak kullanımını arttıracaktır. Su ve enerji ihtiyacının 15-20 sene içerisinde neredeyse %35-40 seviyelerinde artması bekleniyor. Kıt kaynakların daha kıtlaşıyor olması, israf ve alternatif enerjilerin yeterli şekilde artmaması sonun başlangıcı olabilir. Teknoloji ile birlikte yepyeni bir terörizm ortaya çıkacaktır ki çıkıyorda.

Böyle bir dünyayı kimse istemez. Ancak istemediğimiz bir dünya için paradan daha önemli şeyler olduğunu düşünecek iş adamları ve siyasiler gerekiyor. Gerektiğinde radikal kararlar alabilecek ve israfın önüne geçmek için birlikte çalışan siyasiler ve iş adamları. Hayal gibi değil mi?

Eğer gerçekleşmez bu işbirliği ve önlemler alınmaz ise Çin ve Hindistan gibi nüfus yoğunluğu fazla olan ülkelerin diğer ülkelere karşı su ve yiyecek için yapabileceklerini bir düşünsenize… Amerika ileriye dönük adımlarını atıyor aslında, şimdiyi değil, geleceğini planlıyor Asya’ya yaklaşarak. 

Bunları bir kenara bırakırsak, işin teknoloji tarafında 4 ayak var. Bilgi teknolojileri bunlardan ilki. Artık bilgi depolama gibi hizmetler “cloud” sistemi ile tamamen ücretsiz hale geliyor. Sosyal medya ve siber güvenlik yepyeni büyüyen pazarlar haline geliyor. Ülkeler bu teknoloji ve trendlerden nasıl kar sağlayacağının yollarını ararken bir yandan da bunları nasıl kontrol altında tutacağını nasıl bunlardan gelecek tehlikleri karşı kendini savunacağını öğrenmeli.

İkincisi imalat ve otomasyon teknolojileri. En önemlilerinden birinin örneğini yine önceki yazılarımdan birinde anlatmıştım. 3 boyutlu baskı, yazıcı, kalem vb.. . Gelişmiş ülkelerde bu üretim verimliliğini arttıracak ve dışa bağımlılığı azaltacak bir durum. 

Üçüncüsü daha önceki yazılarımda bahsettiğim kritik alt yapıların güvenliği. Çünkü çok büyük tehlike altındalar.Yemek, su ve enerji ihtiyacının müthiş yükselişe geçtiği bu dönemde, bu kaynakları azalan ülkelerin bu kaynaklara saldıracağı aşikar. Özellikle siber saldırılar bunların başlıcaları olacaktır.

Dördüncü olarak hiçte küçümsenmeyecek olan sağlık teknolojileri. Nüfusun artması bir süre sonra yetersiz doktor, yetersiz hastane ve yetersiz ilaç olmasına sebep olacaktır. Bunun yanı sıra artan dünya nüfusu ve kalabalık, fiziksel olduğu kadar mental sıkıntıları da beraberinde getirecektir. 15-20 sene içerisinde bu teknolojilerin hızla yükseleceğini tahmin edebiliriz. İnsanlık bu düşüşe izin vermeyecek, özellikle sağlık alanında inanılmaz teknolojiler ortaya çıkacaktır. Kimse savaşmadan ölmek istemez.

En azından şu an için 1. Veya 2. Dünya Savaşı kadar önemli ve vahim durumlar ortaya çıkmayacaktır diye düşünüyorum. Ancak ülke içi dinamiklerini kontrol edemeyen ülkeler belirli bir iç çöküşe girecektir ki giriyor da. Ancak dünya çapında bir önlem alınmaz ise ve güçlü ülkeler kaynakları olan ülkeleri paylaşırken anlaşamazlarsa ileride, işte o zaman işler büyüyebilir.

Ülke olarak öncelikle kaynak yönetimimizi ve üretimimizi teknoloji ile destekleyerek verimli hale getirmeli, alternatif enerji kaynakları oluşturarak bunlara yoğunlaşmalıyız. Suyun kontrolü bu kadar önem arz ederken, tek bir damlayı bile boşa akıtmayan bir ülke olmalıyız, ki güç bizde olsun. İç dinamiklerimizi ve nüfusumuzu kısacası farklılıkların yönetimi ilkesini benimsemeli ve doğru işlemeliyiz. Ne olursa olsun, nükleer güç olmalıyız. Nükleer enerjiyi öğrenmeliyiz. Öte yandan siber alem kesinlikle Türkiye’nin gündemde olduğu ve gelişim gösterdiği bir alan olmalı. Gelecek belkide buradan şekillenecek.

Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s