Hll spr dvm!

keep-calm-and-hll-spr-dvm-12

Neyde üstümüze yok? Saygı duymayıp, saygı duyulmasını istemekte. Giyecek don bulamazken burnumuzun bir karış havada olmasında. Havamızdan da geçilmezken paçalarımıza yapışmış çamurları görmemekte.

Millet olarak böyle bir tarzımız var. Lafa gelince yardırıp, işe gelince sıvışıyoruz. Sosyal yaşam içerisinde de sahip olduklarımızın verdiği güven kadar, olmadıklarımızın vermediği güvensizlik halkımızı müthiş bir kasışa itiyor. Kastıkça kasıyoruz. Yeni biri ile tanışırken, televizyonda konuşurken, gazetede yazarken, tweetlerken… Rahatlık kelimesi bizim genlerimizle oynanması sonucunda, bünyede yer etmiyor artık. Dünyanın neresine ama neresine giderken git insanların üzerinde olan o stressiz rahatlığı hissedersin. Doğuştan stresli doğuyor bizim millet.

Stressizlik, rahatlık derken kesinlikle hayatın getirdiği olumsuz şeylere üzülmeme ve benzeri gibi insani şeylerden bahsetmiyorum. Bilerek ve isteyerek yaşamı kaosa dönüştürmekten bahsediyorum, aman yanlış anlaşılmasın.

Bu stres, bu rahatsızlık durumu ve bu hava civa karakterde birleşip, “saygı duyun!” moduna girmesine sebep oluyor bünyenin. Yahu tamam saygı duyuyoruz, da normal bir insansın işte. Normal bir insana ne kadar duyulabiliyorsa o kadar duyuyoruz. Olmaaaz! Onun istediği herkesten farklı ve bir tık üstte saygınlık. Ne güzel! Ve bunu bir kaç kişi değil, son dönemde müthiş bir artan oran ile her vatandaş istiyor.

Sonuna kadar eleştiriyor ve samimiyetsiz buluyorum bu durumu. Rahat olmakta ve herkesle bir olduğunu kabul etmekte büyük fayda olduğuna inanıyorum. Saygı konusunda da duyulacaksa dibine kadar karşılıklı. Ben şuna saygı duyarım ama buna olmaz diye ağız büzüştürerek değil. Ama sen gelemezsin buna.

Öte yandan bu bir tık üst saygınlığı isterken, kendisinin ise başka bir bireye bir tık üst saygı duyması söz konusu dahi olamaz. O herkese davrandığı gibi basit davranırken tüm Türkiye onu el üstünde tutacak. Gönül bu, istiyor demek. Karşıya duymadığı o bir tık saygı zaman zaman yerini saygısızlığa bırakıyor ve bu sefer ruhunun pisliğini kusuyor ağzı ve dili dışarıya. 

İçinde yer etmiş ve bir tık üst saygınlık duygusu ile beslenen enaniyet fırlayıveriyor yerinden. Gerçek yüzünü koyuyor ortaya. Gerçek duygularını. Havası, civası, bir tık üst saygınlığı ve insanların gözünde yer eden o az da olsa iyi imajı kendi damarlarını kesip intihar ediyor. Zararı o saygı duymadığı insanlara değil, bizzat ve şahsen kendine oluyor insanın.

Bugün bir örneğini sözde gazeteci bir bayanın atmış olduğu, içinde zavallılık barındıran tivitte gördük. İnsanların kutsalına, inancına laf uzatarak bir “insan icadı” olarak nitelendirdi İslamı Melis Alphan. Bunu yaparken içinde inanlara duyduğu o “yobaz bunlar” öfkesi, “bana bir tık falza saygı duyacaklar, ben daha bilgili ve üstünüm onlardan” enaniyeti ve moda ve benzeri işlerin kendisine verdiği çakma hava ile yolculuk yaparken hayat yolunda… İçi intihar etti. Ruhu, aklı kustu gerçeği arkasına saklandığı her şeye rağmen.

Bir tık üst saygı istemeyi bıraktı mı? Hayır. Bir kaç tivit sonra “Bu benim düşüncem” dedi. Yani bana saygı duyun, ama ben sizin inandığınız şeyi lekeleyecek ve sizinle, dininiz ile alay edecek şekilde cümleler kurmama rağmen, bana saygı duyun dedi. Kendisi dünyayı değiştiricek müthiş buluşlara imza atmış uzay bir bilim insanı çünkü. Modadan bahseden benim. O ise piremses. İnanan insanların tivitinin altına yazdığı yorumları ise “yobazlar saldırıyor” olarak niteledi. Kendi yaptığı yobazlıktan bir haber, kendi yediği naneden bir haber… Salağa yatıyor ve geliştirdiği o eşsiz taktikle ortaya attığı o iğrenç tivitle, altına kendisine saygı duymayan insanlardan gelen cevapları hemen “yobaz bunlar!” diye nitelendirerek kendi takipçilerine de mesajı veriyor. Harikasın Melis! Fakat bu kadar küçük düşereceğini kendini, kimse beklemiyordu. Müthiş.

Türkiyede böyle bir zümre türedi. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma noktasını fersah fersah aşmış, boş bilgiler açısından hayli zengin, Medeniyet dedikleri ama tek dişi kalmış canavar olan medeniyetin insanlara internet,TV ve gazete yolu ile dayatmaya çalıştığı konularda (yani gereksiz tüm konularda) sırf ağzı laf yapıyor diye ortalıkta dolanan, internet,TV ve/veya gazetelerin birinde bir şekilde yer bulmuş, e milyonlarca insan arasından kendisinden haberdar ve kendisini takip eden insanlar da yakalamış haliyle, oradan yürümeye çalışan bir zümre. Birbirlerinden haberleri bile yok belki. Ama onlar ruh ikizleri, üçüzleri, beşizleri… Çok var.

Bir de son dönemde popüler oldu elbet. Başı sıkışan, popülerliği kendisine yetmeyen, namaz kılan adamın diğer tarafta yanlış yaptığını görünce, adamın insan olduğunu ve hata yapabileceğini değil, dinin icat olduğunu ve hatalar ile dolu olduğunu söylüyor. Yetmeyip Allah’a, İslama, Peygambere hakaret edenler dahi var. Onun gazıyla etrafında toplaşan o güruhun onu yüceltmesini, onu desteklemesini seviyor çünkü.

Hll spr dvm! 

Son olarak;

İcat diyor ya hani Melis küçültüyor, alçaltıyor kendince… Asıl kendi cehaletlerini örtecek bir icat hiç bir zaman olmayacak. Kendi ruhlarının ve kalplerinin kuruluğunu geçirecek bir icat hiç bir zaman olmayacak. Olmadıkça böylelerini daha çok göreceğiz ve gördükçe daha çok seveceğiz Allah’ı Peygamber’i ve İslam’ı.

 

Standart

FEMEN, Dinlere ve Kutsal Kitaplara Küfür Rezaleti

FEMEN çıplaklık ile protesto etme hakkını karıştırmış, dünyanın ahlaksızlık çukuru dibinde yer alan, ahlaksızlığını zaman ve mekan tanımadan tüm dünyaya sergilemekten hiç bir şekilde rahatsızlık duymayan, protesto etmekten çok insanları (özellikleri kadınları) farklı amaçlar uğruna farklı taraflara yönlendirme amacı olan, kara cahil, sözde çevreci, sözde insancıl, para için soyunan kadınlardan oluşan iğrenç bir gurup.

Bu gurup, Türkiye’ye el atmış durumda. Maaşlı soyunan kadınlar olduklarını bilmeyen bazı ergen kızlarımız da ünlü olma, popüler olma, sosyal ağlarda prenses olma hissiyatı ile bu oyuna gelmiş ve bunlara destek verme adı altında soyunmuşlar. “İsteyen istediğini yapsın”, “Herkesin inancın kendine.” kalıplarından öteye geçen bir durum bu. Kimse bu durumu böylece bir kenara atıp, dizilerde sürekli işlenen yengeye sulanma, her kutlamanın sürekli alkollü olması, sinirlenince alkole sarılması, evlilik dışı ilişkiler modelini pekiştirmenin reel hayat ayağı bunlar.

Her ülkenin kendi DİNİ ve MİLLİ değerleri vardır. Bu dini ve milli değerler üzerinden dalga geçmek, bunlar ile dalga geçercesine (beyin yoksunluğundan mütevellit) çeşitli edepsizlikler ile protesto kelimesini dahi ağlatmak ve bu değerlere küfür etmek, kimsenin hakkı değilken, gurup bugün tüm DİNleri hedef alarak ve kutsal kitapları vajinalarının önüne koyan çıplak bir fotoraf ekleyerek (beyinlerinin olması gereken yerinde olmayıp vajinalarında olan mahlukların resimlerini elbette paylaşmayacağım) “İncil, Kuran ve Tevrat aynı boktur. Din sömürüsüne karşıyız!” tweeti gönderdi.

Tüm dünya insanlarına saygısızlık içeren bu cümle ile FEMEN gurubu Türkiye dahil olmak bir çok ülkede protesto hakkını yitirdiği gibi, protestolara maruz kalacak, protesto etmeye kalktığında ise mutlaka sert tepkiler ile karşılacaktır.

Türkiye kadınlarının soyunmasının yeterince ses getirmemesi, yeteri kadar ergen kızımızın soyunmaması (1 kişi), popülerliğin yeterince artmaması nedeni ile yapılacak tek bir şey vardı, Dinlere ve Kutsal Kitaplara küfür etmek. Bu ülkede, dikkatlice takip edin, dine küfür edenler veya hiç yokmuş gibi davrananlar ya yeni kitap çıkartıyordur, ya film çekiyordur, ya da popüler olmaya çalışan bir siyasetçi veya örgüttür. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz!” kapasitesizliği ile hareket eden bu zihniyet, dine küfürün en kolay tanınma yolu olduğunu bilir ve zaten ahlaksızlık çukurunun dibinde olduklarından sorun etmeden uygular.

Ancak bilmezler, ki diğer dalga geçip küfür edip, yok saydıkları her şey bize ait iken, Din Allah’ındır. O yüzden, geçmiş olsun. 

 

Standart