Zor zamanlar, son yıllar, dünya, ülkem, ben, sen, o…

tears_0501(bu kız bu acıyı hak etmek için ne yapmış olabilir?)

Son yıllarda dünyada ve ülkemde yaşanan acı olayları, savaşları, katliamları takip etmek, anlamaya çalışmak gittikçe daha üzücü ve yorucu olmaya başladı şu daha kendini  kurtaramamış, kendi nefsine yenik düşmekten aciz ruhuma.

Bazen dualarımda bile artık yalvarırken Allah’a hangi acıdan, hangi savaştan, hangi katliamdan, hangi göz yaşı döken bir başka kuldan başlayacağımı bilemez haldeyim. Bedenime de ağır bu yük ruhum kadar.

Savaş bölgelerine, zalimlerin zulmü altında yaşamak zorunda kalan insanlara yapılan ayni/nakdi yardımların aslında hiçbir şeyin kesin çözümü olmadığını hepimiz çok iyi bilirken yardım edenler olarak sadece kendimizi avutup, karşı tarafa da çözemeyeceğimiz bir şey ile ilgili umut mu veriyoruz acaba? Güçlü bir ülke değiliz. Üzgünüm ama değiliz. Amerika, İsrail, İngiltere ne istiyor ve nasıl bir düzen kuracaksa ona göre şekillendirebiliyorken insanları, şehirleri, ülkeleri, sınırları biz sadece izliyor veya yardım ediyoruz gördüğüm kadarı ile. Aksi varsa söyleyin. Neye ne kadar müdahele edebiliyor, saydıığm ülkelere ne kadar DUR diyebliyoruz? O zaman çok ufak, umutsuz bir çabalama değil mi hepsi?

“Dediğim durduralım bu yardımları da, boşver.” değil. Dediğim; neden bununla kalıyoruz sadece? Neden müsümanlar olarak bir olamıyor ve elif gibi duramıyoruz mesela? Evet, yardımları edelim. Hiç değilse belki karınca misali tarafımız belli olur. Ancak daha fazlası değil mi bize düşen? Neden ufak yardımlar bize büyük işler gibi lanse edilip dünyayı kurtarmış gibi hissettiriliyoruz? Zaten yapmamız gerekenin çok az bir kısmını yapmıyor muyuz?

Bir yandan da unuttuğumuz bir şey var!

Aslında problemin en küçük parçası ama merkezi işte. Ben. Sen. O. Kendimiz. Kendimizi gerçekten düzeltmedikçe, olanların hiçbiri gerçekten düzelmeyecek. Bunun farkında değiliz. Ben nefsime yenilmeye devam eden, sadece para için saatlerimi ofiste zalimin zulmünü unutarak, müslüman kardeşlerini anlık dahi olsa unutan bir insan olarak, ben önce kendimi düzeltmedikçe nasıl bir olacağız? nasıl dik duracağız?

Veya sen. veya bir başka müslüman farketmez. Biz işte. Biz kendimizi gerçekten düzeltmedikçe, olanların hiçbiri gerçekten düzelmeyecek.

Biz sadece ve sadece para ve güç için kurulan bu düzenin bir dişlisi olmayı kabul edip bu hayatı daha büyük ve değerli bir dişli olmak için yaşamaya devam ettikçe, düzelmeyecek. Biz de tüm bu olanları kabullenerek, bilerek ve isteyerek yaşadığımız bu hayatın sorumluluğunu ve üzerimizde kalan hakları ödeyemeden öleceğiz.

Gerçek bu.

Zalimin zulmü altında ölen müslüman kardeşimizden daha acınacak haldeyiz. Yazık bize. Yazık bana.

 

Standart

Su!

worldmapwaterDünyanın %70′i su. Bu ilkokul bilgisinin açtığı karanlık odanın kapısı sadece.

Bu %70lik oranın sadece %1’i arıtılmadan kullanıma uygun.

Dünya üzerinde en az 884 Milyon insan (bazı kaynaklara göre 2 Milyar’ı buluyor) temiz su ihtiyacını karşılayamıyor. Bu, tam 12 tane Türkiye temiz su ihtiyacını karşılayamıyor demek.

 Ne kadar şanslı olduğumuzu belirtmeme gerek yok sanırım ve nasıl tutumlu davranmamız gerektiğinin.

Ve hatta Su savaşlarının belkide ne kadar yakın olduğunun farkında bile değiliz. Bir istihbarata göre takvimler 2020 tarihini gösterdiğinde su ile ilgili karışıklıklar yaşanmaya başlayacak. Sonrasını hayal etmek çok güç değil.

Standart

Dünya üzerinde internet kullanımı verileri

Günümüzde aşağıda yer alan tabloya bakarsak, neredeyse dünya üzerinde yaşayan insan sayısı kadar cep telefonu kullanıcısı olduğunu görüyoruz.  Bunların yarısından fazlası Asya-Pasifik bölgesinde (6.8 milyar cep telefonu sahibi insandan 3.5 milyarı).

Bu durumda ortaya çıkan sonuç neredeyse %100’e ulaşmış bir pazar iştahı ve bu doygunluğun getiriyor olduğu gelişmiş ve gelişen ülkelerde düşük pazar büyüme oranları. Aşağıda yer alan tabloda bunu görebiliyoruz.

Capture

Yine 2013 yılında yapılan ölçümlere göre 2.7 Milyar insan, yani dünya nüfusunun %39’u online durumda interneti kullanıyor takır takır.

Bu oran gelişen ülkelerde %31, gelişmiş ülkelerde ise %77 oranında ve Avrupa, Dünya geneli ile oranlandığında %75 internet kullanımına sahip. En yakın takipçisi ise %61 ile Amerika.

***

Capture2

Dünya genelinde erkekler kadınlardan daha fazla internet kullanıyor. Hatta oran olarak dünya genelideki kadınların %37si, erkeklerin ise %41i. Bu, 1.3 milyar kadın ve 1.5 milyar erkeğe isabet ediyor.

Gelişen ülkeleri dikkate aldığımızda 826 Milyon kadın internet kullanıcısı ve 980 Milyon erkek internet kullanıcısı rakamlarına ulaşıyoruz. Gelişmiş ülkelerde ise bu rakamlar kadınlar için 475 Milyon kadın ve 483 milyon erkek olarak tespit edilmiş.

Burada göze çarpan nokta gelişen ülkelerde kadın-erkek arasında %16, gelişmiş ülkelerde ise bu fark %2lere inmiş durumda.

***

3

Yukarıda internet üyelikleri ve internet hızı karşılaştırmasını görüyoruz. Dünya üzerinde sadece 15 ülkede nüfusun %50sinden fazlası 10mbit/s kullanıyor.

Türkiye’de ise internet kullanıcılarının %7si 10mbit/s ve üzeri internet hizmeti alırken %78i 2mbit/s ile 10mbit/s arasında hız ile internet hizmeti alıyor. Kalan %15 ise hala 2mbit/s ve altında hız ile internette sürünüyor.

***

4

Bu tabloda ise 2007 yılından 2013 yılına aktif geniş bant mobil internet hizmeti kullanıcı sayısı var.

2007 yılında 268 Milyon olan bu sayı, 2013 yılında (sadece 6 yılda) 2.1 Milyara çıkıyor. Bu yıllık %40lık bir büyüme demek ki inanılmaz bir büyüme yüzdesi. Gelişmiş ülkelerde bu yüzde %75lere yükselirken, gelişen ülkelerde %20lerde kalması ise soru işareti ki bu dünya genel ortalaması olan %30un bile altında.

Bu sayede internet ve mobil uygulama pazaranın nasıl bu kadar büyüdüğünü anlayabiliriz. Her ne kadar insanlara satılacak internet ve telefon pazarı doymuş olsa dahi, bu kadar çok kullanıcıya sahip olan pazarda kullanılacak reklam pazarını düşünemiyorum. Basit ve hızlı bir şekilde milyarlara ulaşabileceğiniz bir pazar ki bu da doygunluğun yanında değerlendirebilecek müthiş bir alan. Sadece reklam mı? Hayır. Oyun, program, çeşitli yazılımlar falan filan… Bir kapı kapanırken, başka biri açılıyor!

 

Standart

Yurt dışında haftanın önemli bir kaç olayı!

1.1594598897404_kjsc25gH_l BİTTİ! Twitter’ın 7. Doğum Günü!!: Bu hafta Twitter’ın buluşunun 7. yıl dönümü. 21 Mart’ta şenlikler olacak San Fransico’da.

2. hashtag-ozelligi-twitter-dan-sonra-simdi-de-facebook-da--3119395#Facebook: Belki tamamen tesadüf fakat Facebook bu hafta hashtag uygulamasına geçiyor. Twitter ile rekabet gittikçe kızışıyor. Twitter bu hashtag olayından sağlam veri ve reklam geliri elde ediyor olacak ki, facebook dayanamadı.

3. logoGlobal Girişimcilik Kongresi Rio’da!: 4 günlük Global Girişimcilik Kongresi Rio’da başladı. 21 Mart’ta bitiyor. Girişimciler ile liderleri ve alanında uzman kişileri buluşturmayı amaçlayan organizasyonda kilit tecrübeler ve değişen global sistemler konuşuluyor.

4. amerika_cin_etrafindaki_cemberi_daraltiyor_2012_17_12_f768ef91-0db5-4cab-9c56-bdac71fe867aÇin’e ilk resmi ziyaret: Amerika Birleşik Devletleri Hazinesinin tepesinde yer alan Jacob Lew okyanus ötesi ilk ziyaretini Çin olarak belirledi. İki ülke arasında iyi ilişkiler kurmak istiyor. Bu sefer özellikle isteyen Amerika. Çünkü öyle görünüyor ki 15-20 sene içerisinde Çin’in yükselişini izleyeceğiz. 

5. images (1) G.Kıbrıs’ı kurtarma rezaleti: Öyle bir operasyon ki bankalarda yer alan mevduatlardan dahi vergi alınmasına dayanıyor! Ancak bazı uzmanlar durumun kontrol altına alabileceğini savunuyor da, Rus iş adamları için bir liman olan G.Kıbrıs bankalarının bu durumu Rusları rahatsız ediyor.

6. 3511982_370Amerika’da tecavüz dehşeti!: Bu dehşet verici ve korkunç olay Amerika’nın Ohio’daki Steubenville Lisesi’nde yaşandı. Bu lisede okuyan 16 yaşındaki bir kız, Steubenville Lisesi Big Red futbol takımı oyuncuları 16 yaşındaki Ma’lik Richmond ve 17 yaşındaki Trent Mays tarafından tecavüze uğramış olarak bulundu. Olay alkolün de verdiği etki ile sabaha kadar devam etmiş. İki şerefsiz, ahlaksız ve daha bir çok küfür ve hakareti hakeden çocuk, olayı kayda alıp sonrada Twitter ve Instagram üzerinden yayınlamış. Olayla ilgili bir video burada var. Dehşet olmasının sebebi, bu işin artık dünya üzerinde alkolün verdiği zarar ile gençlerimize, orta okul, lise çağına kadar inmesi. Ahlaksızlık maharet olmaya başlıyor. Dikkat!

7. 19592605 İngiltere’de basına ince ayar: Bizde olsa basında hemen aman Türkiye yıkılıyor diye ağlamaya başlarlar. Köşelerinden atıp tutarlar burası Kongo’mu diye. Kraliçe 2’nci Elizabeth tarafından yayımlanacak Kraliyet Kararnamesi uyarınca bağımsız bir basın düzenleme kurumu kurulacak. Bu yeni kurum, gazeteleri özür ve düzeltme notu yayınlamaya zorlayabileceği gibi hangi sayfalarda yayınlanacağına da karar verebilecek.

8.formspring-logo-160313 Formspring kapanıyorKapanış, servisin blogunda yayınlanan bir mesajla duyuruldu. Formspring kurucusu ve CEO’su Ade Olonoh servisin geniş bir kitleye erişmesine rağmen, siteyi ayakta tutacak maliyetlerin ayakta durmayı zorlayıcı hâle geldiğini kaydetti. Formspring faaliyet gösterdiği süre boyunca 30 milyon aktif kullanıcıya ve dört milyar paylaşıma ulaştı. Mevcut kullanıcılar hesapları altında yer alan içerikleri 15 Nisan tarihine kadar, yani sitenin tamamen kapanacağı tarihe kadar dışa aktarma fırsatı bulacak. Aksi takdirde her şey silinmiş olacak. Bu sitede yer alan hakaret niteliğinde mesajların sonu Mart 2010′da ABD’de bir gencin canına malolmuştu.

9. what-states-allow-gay-marriage-what-states-ban-gay-marriage-usa-mapOy için gay evliliklere destek artıyorAmerika’da gay evliliklerine verilen destek dramatik bir şekilde artıyor. En son Hillary Clinton bu duruma onay verici konuşmasını yaptı. Amerika’da 2004 yılından 2013 yılına yapılan araştırmalar neticesinde, %37 den %58’e yükselen bir destek var. Obama ve ekibide kaybetmemek adına artık onların arkasında. Nereye gidiyoruz insanlık olarak?

10. samsung-galaxy-s4_410768ve Samsung bombayı beklenen ürünü tanıttı: Samsung Galaxy S4 Android 4.2.2 ile geliyor; telefon bu açıdan Apple yöneticisi Phil Schiller’i ters köşeye yatırmış oldu. Ancak bundan daha önemlisi Samsung’un Android’in üstüne ekledikleri. Şirket birçok farklı yazılımı Galaxy S4 ile birlikte bir paket hâlinde sunuyor. S Translator uygulaması mesajları ve e-posta iletilerini farklı diller arasında çeviriyor, ne yazık ki Türkçe desteği henüz yok. “Air Gestures” olarak adlandırılan bir özellik fotoğraf galerisinde gezinme veya bir web sayfasında kaydırma işlemlerini ekrana dokunmadan, eli havada hareket ettirerek yapma fırsatı sunuyor. “Air View” özelliği parmağınızı ekran üstünde havada bekleterek bir e-posta veya takvim kaydına ait ön izleme niteliğinde bilgilere ulaşmanızı sağlıyor. Benzer özellik Galaxy Note II’de S Kalem ile birlikte gerçekleştiriliyor. Bu arada “Smart Pause” ve “Smart Scroll” olarak adlandırılan işlevler de göz hareketlerinin telefon tarafından izlenmesi yardımıyla vidoeyu duraklatma ve herhangi bir web sayfasında aşağı doğru kaydırma imkanlarını sunuyor.

Standart

15 – 20 seneye kadar!

Görsel

15-20 seneye kadar dünya, şu andan çok daha radikal ve hızlı bir dönüşüme uğramış şekli ile karşımıza çıkacak diye tahmin etmek çokta zor değil. Bireylerin gücü ve gücün dağılımı 1700lü yıllardan beri batıda olmasına rağmen, tam tersine doğuya kayarak yepyeni bir çağın başlangıcı olmaya başlıyor.

Bu 15-20 senelik süreci etkileyen faktörler arasında yer alan ülkelerin nüfus yapıları, hızlı yaşlanan nüfusa sahip olmaları gibi demografik faktörler ve bunların yanı sıra büyüyen kaynak ihtiyaçları, özellikle su, kıtlığa giden yolda dünya üzerinde büyük dönüşümlere sebep olacak gibi.

Bireylerin gücü açısından bakarsak dünya çapında orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesim gittikçe büyüyen bir popülasyona sahip. Bu güç ülkelerin iç dinamiklerini etkileyecek ve belkide ilerleyen süreçte ilk defa zenginlerin yönettiği bir topluluk olmaktan çıkacak ülkeler ve orta sınıf olarak tabir ettiğimiz insanlar ağırlıklarını koymaya başlayacaklar. Katledilmezlerse.

Bunun yanında bu kadar hızlı akan bilgi ve teknoloji çağında, herkes bilgiye ve teknolojiye rahatlıkla ulaşabiliyor. İletişim teknolojilerinin hızlı büyümesinin bunda çok büyük bir etkisi var ve ayrıca eskiden sadece zenginler bazı şeylere sahip iken artık herkes her şeye ulaşabiliyor.

İletişim teknolojilerinin bu hızlı ve yayılımcı büyümesinin negatif yönlerinden biri ise küçük grupların, kötü niyetli olanlar, bölücü ve kaos amaçlı teknolojiye ve bilgiye daha kolay ulaşacak olması, biyolojik terör amaçlı kullanabilecekleri silahları daha rahat ele geçirebilecek olmaları ve hatta geniş çaplı katliamların yaşanacağı bir dönem olması. Üzücü ancak gerçek. Olma olasılığı hiçte düşük değil.

Öte yandan, bu 15-20 senelik süre zarfında en önemli ülkelerden birisi Çin. Amerika’ya karşı yükselen ve belkide bahsettiğimiz zaman zarfı içerisinde Amerika’dan daha büyük bir eknomiye sahip olarak, askeri ve teknolojik yatırımlarını dünya çapında en çok yapabilen ülke olacaktır. Bu yükselişte batının düşüşü, düşüş derken bir anda dibe vuruş değil yavaşça alçalışdan bahsediyorum, önemli bir pay oynayacaktır muhakkak, ki ülkemizin de doğunun yükselişinde büyük pay oynacağı kesin. Türkiye’nin önemi 15-20 yıl içerisinde artacaktır. Başarısız olacak ülkeler ise muhtemelen Somali, Burundi, Ruanda, Yemen, Uganda, Afganistan, Kongo, Nijerya ve Pakistan olacaktır.

Tabii ülkemizin şöyle bir sıkıntısı var, sahip olduğumuz nüfus ve kaynak ve benzeri güçleri verimli ve akıcı bir ağ ile yönetemiyoruz. Bunların yanı sıra, farklılıkların yönetimini başaramıyor ve karma bir toplum olarak birleşmek yerine ayrışıyoruz. Bu şekilde devam etmememiz gerekir. Doğru şekilde ilerler, gereken yönetimi sağlayabilirsek masaya yumruğumuzu vurabilecek kadar güçlü olabiliriz.

Dünya üzerinde yaşanacak bu hızlı büyümeler ve değişimler mutlaka kaynak kullanımını arttıracaktır. Su ve enerji ihtiyacının 15-20 sene içerisinde neredeyse %35-40 seviyelerinde artması bekleniyor. Kıt kaynakların daha kıtlaşıyor olması, israf ve alternatif enerjilerin yeterli şekilde artmaması sonun başlangıcı olabilir. Teknoloji ile birlikte yepyeni bir terörizm ortaya çıkacaktır ki çıkıyorda.

Böyle bir dünyayı kimse istemez. Ancak istemediğimiz bir dünya için paradan daha önemli şeyler olduğunu düşünecek iş adamları ve siyasiler gerekiyor. Gerektiğinde radikal kararlar alabilecek ve israfın önüne geçmek için birlikte çalışan siyasiler ve iş adamları. Hayal gibi değil mi?

Eğer gerçekleşmez bu işbirliği ve önlemler alınmaz ise Çin ve Hindistan gibi nüfus yoğunluğu fazla olan ülkelerin diğer ülkelere karşı su ve yiyecek için yapabileceklerini bir düşünsenize… Amerika ileriye dönük adımlarını atıyor aslında, şimdiyi değil, geleceğini planlıyor Asya’ya yaklaşarak. 

Bunları bir kenara bırakırsak, işin teknoloji tarafında 4 ayak var. Bilgi teknolojileri bunlardan ilki. Artık bilgi depolama gibi hizmetler “cloud” sistemi ile tamamen ücretsiz hale geliyor. Sosyal medya ve siber güvenlik yepyeni büyüyen pazarlar haline geliyor. Ülkeler bu teknoloji ve trendlerden nasıl kar sağlayacağının yollarını ararken bir yandan da bunları nasıl kontrol altında tutacağını nasıl bunlardan gelecek tehlikleri karşı kendini savunacağını öğrenmeli.

İkincisi imalat ve otomasyon teknolojileri. En önemlilerinden birinin örneğini yine önceki yazılarımdan birinde anlatmıştım. 3 boyutlu baskı, yazıcı, kalem vb.. . Gelişmiş ülkelerde bu üretim verimliliğini arttıracak ve dışa bağımlılığı azaltacak bir durum. 

Üçüncüsü daha önceki yazılarımda bahsettiğim kritik alt yapıların güvenliği. Çünkü çok büyük tehlike altındalar.Yemek, su ve enerji ihtiyacının müthiş yükselişe geçtiği bu dönemde, bu kaynakları azalan ülkelerin bu kaynaklara saldıracağı aşikar. Özellikle siber saldırılar bunların başlıcaları olacaktır.

Dördüncü olarak hiçte küçümsenmeyecek olan sağlık teknolojileri. Nüfusun artması bir süre sonra yetersiz doktor, yetersiz hastane ve yetersiz ilaç olmasına sebep olacaktır. Bunun yanı sıra artan dünya nüfusu ve kalabalık, fiziksel olduğu kadar mental sıkıntıları da beraberinde getirecektir. 15-20 sene içerisinde bu teknolojilerin hızla yükseleceğini tahmin edebiliriz. İnsanlık bu düşüşe izin vermeyecek, özellikle sağlık alanında inanılmaz teknolojiler ortaya çıkacaktır. Kimse savaşmadan ölmek istemez.

En azından şu an için 1. Veya 2. Dünya Savaşı kadar önemli ve vahim durumlar ortaya çıkmayacaktır diye düşünüyorum. Ancak ülke içi dinamiklerini kontrol edemeyen ülkeler belirli bir iç çöküşe girecektir ki giriyor da. Ancak dünya çapında bir önlem alınmaz ise ve güçlü ülkeler kaynakları olan ülkeleri paylaşırken anlaşamazlarsa ileride, işte o zaman işler büyüyebilir.

Ülke olarak öncelikle kaynak yönetimimizi ve üretimimizi teknoloji ile destekleyerek verimli hale getirmeli, alternatif enerji kaynakları oluşturarak bunlara yoğunlaşmalıyız. Suyun kontrolü bu kadar önem arz ederken, tek bir damlayı bile boşa akıtmayan bir ülke olmalıyız, ki güç bizde olsun. İç dinamiklerimizi ve nüfusumuzu kısacası farklılıkların yönetimi ilkesini benimsemeli ve doğru işlemeliyiz. Ne olursa olsun, nükleer güç olmalıyız. Nükleer enerjiyi öğrenmeliyiz. Öte yandan siber alem kesinlikle Türkiye’nin gündemde olduğu ve gelişim gösterdiği bir alan olmalı. Gelecek belkide buradan şekillenecek.

Standart