E5 (D100) YOLUNDA EMNİYET ŞERİDİ OLMAMASI ŞİKAYETİMDE SON DURUM. İBB BEYAZ MASA ÇÖZÜM DEĞİL ŞİKAYET EDİYOR. #emniyetşeridihayattır

Bir önceki yazımda (tıklayınız bir önceki yazı için) diğer kamu kurumlarından cevap beklediğimi belirtmiştim. Süreç şöyle devam etti;

  • Karayolları, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığına, Emniyet GMye aynı şikayeti önceki İBB cevabında belirttiğim ilgisiz ve kayıtsızlık nedeni ile ilettiğimi yazmıştım.
  • İBB şu rezil cevabı attı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü ile görüşülmüştür. Görüşme neticesinde tarafımıza verilen bilgi aşağıdaki gibidir:
    “Talebiniz, bölgeye ilişkin çalışmalarda değerlendirilecektir.”  İBB burada vatandaşla dalga geçiyor. Ben kompozisyon yazmışım sorular sormuşum, gelen cevaba bakar mısınız? Vatandaşla böyle dalga geçilemeyeceğini vatandaş için çalışıyor olduklarını her kurum her memur adı gibi ezberleyecek bu ülkede. HEPSİ! İBB cevap
  • Karayollarından cevap gelmedi henüz eğer atlamadıysam
  • Ulaştırma Bakanlığından da henüz gelmedi,
  • İçişleri Bakanlığı, İBB ve İstanbul Valiliğine şikayetimi ilettiği konusunda mail attı, içişleri bakanlığı cevap
  • İBB, ilgili şikayet vatandaştan değil üst makamdan gelince tutuştu (yusuf yusuf dersem tam tabir olur kusura bakmayın) ve cevabı değiştirdi. VATANDAŞ SORDUĞUNDA ADAM GİBİ CEVAP VERMEYİ ÖĞRENECEKLER! Cevap şöyle; ibb cevap 2ibb cevap 3

Şimdi cevabı okursunuz ama okumazsanız uzun dersiniz belki diye ben belirli noktaları daha da uzun ve açıklayarak yazacağım.

Öncelikle, cevap verilen yazıda imla yok, özen yok, dikkat yok ve ana tema olarak hepimizin bildiği şeyleri vatandaşa geri şikayet etme var. 

Şimdi gelişmeye gelelim,

İBB diyorki; “Ancak kentte hergün 400 adet otomobil yeni özel araç trafiğe dahil olmakta ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir. Bu bağlamda yeni açılan yollar veya alınan ilave tedbirler de bu artış karşısında yetersiz kalabilmektedir.”

Kardeşim BANANE (benena)? Bana niye şikayet ediyorsun bu konuyu. Bu da senin sorunun. Ben vatandaşım çözüm isterim hizmet isterim sen bana çözümsüzlüğü söylüyorsun. BANANE! Ben mi düzenleyeceğim vatandaş olarak araçların trafiğe dahil olup olmamasını! Cümlenin devamında şuraya bakın ne kadar anlamsız ve öylesine laf olsun diye yazılmış “ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir.” Bu araçların sahipleri ne yapacak :)))) Araçları kullanmayacaklar mı? Kenara koyup saklayacaklar mı sandın anlamadım? Bu cümledeki tek iyi şey son bölümde yer alan yetersiz kaldıklarını kabullenebilmeleri. EVET YETERSİZLER!

İBB diyorki “Bu bağlamda ; başta D100 koridoru olmak üzere tedbir alınması muhtemel tüm yollarda dünyadaki gelişmiş birçok kentte örnekleri olduğu gibi emniyet şeritleri olarak ayrılan alanların,aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması öngörülmüştür. Paris,roma,Londra,Brüksel ve Amsterdam gibi kentlerinde karayolu yol ağı altyapısı incelendiğinde D100 sınıfında ve geometrisindeki birçok yol aksında emniyetşeritlerinin olmadığı görülecektir.”

İmla ile ilgili özen olmadığını başta söylemiştim. Yazının tümünde yok bu bu cümlede daha açık gözüküyor. Harf hataları vs vb hiçbiri bana ait değil o cevaplarda, kopyala yapıştır yapıyorum yazıdan. Emniyet şeritlerinin aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması  diyor fakat bana İBBnin bir önceki gönderdiği yazıda emniyet şeritlerinin TEM hariç tüm yollarda tamamen kaldırılmasına karar verildiği yazıyordu. Yani bu söylediği ya yalan, ya da bir önceki cevap yalan. Birinden biri sallıyor. Fransada, İngilterede, İtalyada vs vb diye de geçiştirmiş, ancak ben özellikle örnek vermeleri için belirtmiştim bir önceki yazımda hangi yol, adı ne vs vb detay ama vermemişler.

İBB diyorki; “…trafiğim akış durumuna göre sürekli olarak boş şekilde tutulması gereken en sol şerit ve uygulamanın olduğu yollarımızda bulunan emniyet şeritleri maalesef bilinçsiz sürücülerin işgali altına alındığından acil durum geçişleri yapacak öncelikli araçların geçişleri engellenmektedir.Lakin gelişen teknolojinin imkanlarından istifade edilerek oluşturulmasına devam edilen denetim sistemi…”

Kahkaha atarak okudum. Çözümle ilgili hiçbir şey yazılmadığı gibi buraya kadar, çözümsüzlükleri hepimizin gördüklerini bildiklerini anlattığı kadar, güldürmeyi de biliyorlar. Daha hemen yukarıda her gün 400 araç çıkıyor diye şikayet ederken, şimdi de gelmiş diyorki en sol şeridi aslında siz boş bırakmalısınız :))))))))))) HAHAHAHAHAHA Adama böyle gülerler. Ya yanlış yazdı, veya dalga geçiyor gerçekten. Emniyet şeritlerini öküzler işgal ediyor diyor o doğru bak. Buna %100 katılıyorum. Ancak bahsi geçen yol E5te emniyet şeridi yok, konu ne ara emniyet şeridine geldi? Benim şikayet konumla hiç ilgisi yok. Aaaa pardon onlar bana şikayet ediyorlardı değilmi. 

Burada ne bir soruma cevap verdi, ne özen gösterdi, ne de şikayetimi anladığından eminim çünkü bana insanlar emniyet şeridi işgal ediyorlar diye şikayet etmeye başladı. 

İBB diyorki; “Bir ulaşım aracı olan bisiklet kullanılarak erişim sağlanması için bisiklet yolları inşa edilmekte”

Bir önceki yazımda yayalara göre yolların da öncelikli dizayn edilmesinden bahsettiğim için bunu yazmış, fakat bu sayı yukarıda örnek vermeyi bildiği avrupadan çok daha az ve burada o Avrupa örneklerini vermekten korkmuş ki yazmamış.

“Özel araç kullanımını zorlaştırıcı kullanan öder mantığı içerisinde çalışmalar yapılmakta”

Bu mesela bir çözüm, tüm yazı boyunca ilk defa bir çözüm gördük vatandaş şikayetine, ancak bu çözüm de yine ana temamız olan emniyet şeridine değil, yayalaştırma ve toplu taşıma kullanımı için çözüm, yapabilirlerse bu çalışmaya ne güzel.

Yazının sonunda İBB diyorki; “(İlgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz)”

Vatandaşlar! Ey Halkım! bu İBB Beyazmasa zaten niye var? Ben her müdürlüğe tek tek gideceksem niye İBB Beyazmasaya yazıyorum. İBB Beyazmasa benim temsilcim değil mi İBBde? Halka dönük yüzü değil mi İBBnin her müdürlüğü ayrı ayrı niye meşgul edeyim? Ben sana soruyorum, sen ilgili müdürlüklere ilet, yetkin var ilet ilgili müdürlüklere, gelen cevabı bana gönder. Ki zaten tek yaptığın bu herhangi bir yaptırım gücün yok. Ancak tahmin ediyorumki, ilgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz dediği her sorumun cevabı olumsuz ve yine burada bu cevaplarıyla ne kadar özenli olduklarını ve başlarından atmak için uğraştıklarını görebiliyoruz. Ayıp ve yazık.

Bir önceki yazıda yer alan 1. soruma cevap yok, 2. soruma cevap yok, 3. soruma cevap yok, 4. soruma cevap yok, 

5. sorumla ilgili olarak link atmışlar linkte incelediğim kadarıyla şerit genişliği ile ilgili metre belirten sadece şu cümle var “Yol ve şerit genişlikleri yeterli olmalıdır (en az 3,4 metre genişlikte en az iki şerit). Dar şeritler çok az bir hata marjı sağladığından, hız sınırları sürücülerin sürekli şerit içinde kalmaları için gereken sınırı aşmamalıdır.” ancak E5te şu kadar, linkte yer alan bilgi şu ve uyuyor denmiyor. E5te şerit genişliği ne kadar yazmamışlar. Belkide yazamamışlardır ha?

Cevapta olumlu olan şeylerden bir diğeri, ikincisi ve sonuncusu şu cümle;

“Çok mecbur kalınmadıkça yeni yol aksları açılmayarak arazi kullanımının suistimal edilmemesi ve özel araç kullanımının teşvik edilmemesi sağlanmaktadır.”

Bravo. En azından bunu düşünmüşler diyebiliyorum. Ama şüphem de var, acaba düşündüklerinden mi yoksa yer yok oralara da ev mev yaparız dediklerindenmi böyle yapıyorlar emin olamıyorum.

Sonuç olarak;

Bu yazıdan başka dönüşler gelecek mi ilgili kurumlardan bilmiyorum, ancak vatandaşla iletişim ve hatta çözüm odaklı iletişiminiz “gidin ilgili müdürlüklerden bilgi alın”sa Beyazmasa boşuna. Olayınız çözümleri anlatmaktan çok problemleri anlatmak ve olan durumu vatandaşa şikayet etmekse İBB Beyazmasa boşuna var. İnanılmaz amatör bir çalışma sürdürüldüğü çok açık Beyazmasada, illa üstmakamdan şikayetin gelmesi gereken süreçle başlayıp şu gelen alelacele dikkatsizce yazılmış cevaba kadar her şey amatörce, ilgisizce.

Ben bu gelen cevapta kesinlikle anlamlı, mantıklı, çözümcü hiçbir açıklama görmüyorum. Hala daha E5te sabah trafiğinde kalp krizi geçirsem emniyet şeridi olmadığı için bana ambulans nasıl yetişecek veya ben hastaneye nasıl yetişeceğimin cevabını verememişler. Onun haricinde bir sürü safsata var.

Geri kalan tüm değerlendirmeleri size bırakıyorum.

Unutmadan Belediyeye İçişleri ve Emniyet GMden iade yazısı da şurada;

emniyet ve içişlerinden iade

#emniyetşeridihayattır

Standart

Böyle giderse FISKİYEYİ ben kıracağım! / İBB Beyaz Masa ve Park ve Bahçeler Müdürlüğünün Cevapları

SU!

Hepimiz eminim biliyoruz ve farkındayız suyun öneminin. UN Water’a göre 748 Milyon insan hala sağlıklı tertemiz içilecek suya erişemiyor. Büyük rakam. Büyük ve üzücü bir rakam. Teknolojinin zirveye oynadığı dönemlerde böyle acı rakamlara sahip olmak temiz içilecek suya ulaşan insanların umursamazlığı ve israfından da kaynaklanıyor biraz. Yani bunda da payımız var. Hatta 3. Dünya Savaşının “su”dan sebeplerle çıkabileceği teorilerinin yanında bazı araştırmalara göre 2050 yılında 2.5 Milyar insanın su sıkıntısı çekebileceği yönünde. Bu tip araştırmaları detaylı ve uzun yazabilirim ancak şu an konumuz FISKİYELER ve fıskiyeler detayında tüm bu tip ufak gözüken detaylarda gizli duran ama bir şehri güzel gösterecek ufak dahi olsa israfı önleyecek şeyler.

Dinimizin ne denli israfa karşı olduğunun bilinci de hiç yoksa bile kulaktan dolma bir şekilde hepimiz de var. İnsan olarak zaten kendimizden başkasını da düşünerek israf etmeme dürtüsüne sahip olmamız gerekir. E bizi yönetenler de bizim aramızdan çıkıyorlar madem, bu özelliklere sahip olduklarını düşünüyorum.

Günlerdir denk geldiğim bir sahne beni rahatsız ediyor artık. Yer ve zaman belirtmeme gerek yok, çünkü siz de karşılaşıyor veya karşılacaksınız çok yakında. Belediyelerimizin yeşil alanlarda yaptığı saçma sapan, kontrolsüz, rahatlıkla israf diyebileceğimiz fıskiyeli sulama çalışmaları… Elbette Belediye Başkanlarının tüm yeşillik alanları gezmesini bekleyemem. Ki bence gezsin ay yılda 1 gününü buna ayırsın. Belediyelerimizin bünyesinde yer alan Park ve Bahçeler Müdürlüğü ne işe yarar? Bu müdürlüğün görevleri nelerdir? Soruların cevabına benim şuan sizlere yazdığım konunun girdiğini belirtmeme gerek yok.

Bir görevli işçi (taşeron belki) çimlerin arasından bir kapak açıp suyu açıyor ve başlıyor cümbüşlü israf şenlikleri. Suyu çim hariç her yere, insanlara, arabalara, yollara, kaldırımlara fırlatmayı başaran, fıs fıs sesiyle kalplere dokunan, dönerken acaba benim üstüme denk gelecek mi hızlı mı yürüyeyim geçebilecek miyim acabalara sebep olan, bazı zamanlar otomatik bir sistemi olmadığından kapatılmakta geç kalındığı için çimlere çimlerin ihtiyacından fazlasını veren, yollara, kaldırımlara, tozla karışıp çamur olup insanların ayakkabılarına bulaşan,  müthiş bir sanat eseri çıkıyor ortaya.

Elbette müthiş bir sanat eseri dediğime bakmayın, fıskiye ve sulama denmez buna bu tam bir israf makinesi!

Tüm bunlar o fıskiye sistemine, o işçiye, o elektiriğe harcanan paranın da israf olduğunun kanıtı boşa giden suyun yanında. 2015 yılında, şoförsüz arabalarla yolculuğun başladığı bu yılda hala daha tam otomatik fıskiye sistemini kuramayan başta İlçe Belediyelerine, sonrasında Büyükşehir Belediyemize teşekkür etmiyorum. Bize, İstanbul gibi özel bir şehire ve bu şehrin sakinlerine bu sahneleri her yıl, her bahar, her yaz yaşattıkları için yazık.

Peki soruyorum; bu işçilerin kafasına göre ayarlayıp bırakıp gittiği, litrelerce suyu çimler yerine yollara, kaldırımlara, insanlara, arabalara fırlatan veya kapatılmadığından israfa yol açan o küçük sevimli fıskiyelerin kontrolü bu kadar mı zor yoksa umursamıyor muyuz nasıl olsa su var diye?

Fıskiyeleri kırıp, bozup kamu malına zarar verecek kadar cahil ve gerizekalı değilim. Ancak Belediyelerin ve özellikle Park ve Bahçe Müdürlerinin de benim gibi her türlü israfa ve güzelliği bozan bu detay ve ayrıntılara dikkat etmeyip, önlem almayacak, umursamayacak kadar gevşek olmaması gerekir. Yani o park ve bahçeleri, yol kenarında yer alan güzel yeşil çimler ve rengarenk çiçekleri yaparken biraz daha kafamızı çalıştırıp otomatik, zaman özelliğine sahip uzaktan merkezden ayarlanabilen sistemlerin altyapısını kurup sonrasında üzerine o güzellikleri koysak. Kusura bakmayın ama isteseler ve bunu dert edinseler yaparlar. Öyle büyük bütçelere sahip belediyeler için bu işler küçük işler.

Boş durmadım. İBB Beyazmasaya sordum soruları. Sorularım şunlardı;

“Sn. Yetkili,

Bahar ve yaz ayları geldiğinde kendimi bildim bileli aynı görüntülerle İstanbulun her yerinde karşılaşıyorum. sulama sistemleri düzgün ve verimli çalışmıyor! Yola arabaya insanlara geliyor veya falza sulama yapılıyor.

İstanbul yol kenarlarında ve park ve bahçelerinde yer alan sulama sistemlerinin doğru ve düzgün çalışmıyor olması israfa yol açıyor. Bu nedenle bir kaç sorum var.
1- İstanbulun bahar ve yaz aylarını kapsayan Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos ayları içerisinde günlük ortalama su tüketimi kaç metreküp ve bu tüketim içerisinde park ve bahçeler ile yol kenarlarında yer alan çiçekli ve çimli yeşil alanlara harcanan su tuketimi kaç metreküp, payı nedir?

2- İstanbulda kaç noktada sulama sistemi var kaçı otomatik sisteme sahip, kaçı işçiler tarafından yönetiliyor?

3- Bu işçilere sulama, park ve bahçe eğitimi veriliyor mu? Eğitimin içeriği nedir?

4- Sulama sistemlerinin verimliliği ile ilgili bir raporunuz var mı? bir çalışma yapıldı mı?

5- Tüm sulama sistemlerinin otomatik devreye girmesi ve bir merkezden yönetilmesinin maliyeti nedir bununla ilgili bir projeniz var mı? Yoksa neden?

6- Sadece döneminizde değil sizden öncede yaşanan bu su israfından başka bir şey olmayan sulama sistemleri problemi ile ilgili yıllar içinde yapılan çalışmalar var mı? Varsa nelerdir?

İlginiz için teşekkürler.

Saygılarımla,”

VE İŞTE GELEN CEVAP;

Bilgi edinme ibb

OKDUYSANIZ CEVABI ŞİMDİ GELELİM CEVAPLARI DOĞRU OKUMAYA;

1- İlk soruma cevabı yarım vermişler. 17 Milyon Metreküplük bir harcama yaptığını bilen müdürlük eğer benim acaba İstanbul genelindeki payım ne diye merak etmiyor ve bir rapor hazırlamıyorsa bu çok büyük bir eksiklik. Ayrıca Ben sorumu İBBye genel sordum sorumu Müdürlüğe yönlendiren Beyaz Masa yönlendirdiği müdürlükte bu bilgi yoksa yine beni ilgilendirmez. Kısacası bu sorumun cevabı verilmeliydi basit bir bilgi aslında ama nedense (!) verilmemiş.

2- Vatandaş olarak istanbulda kaç sulama sistemi var kaçı otomatik kaçı manuel diye sorma hakkım veya bilgi alma hakkım yok mu? Yokmuş demekki çünkü arazi şartlarına göre diyerek geçiştirmişler. Bari toplam rakamı söyle. O da yok. Acaba diyorum tam sayıyı onlarda bilmiyor da o yüzden mi böyle yazdılar? 

3- En azından eğitim verildiğini ve sertifika aldıklarını öğrendik çalışanların ve bu güzel bir şey gerçekten. Ancak nedense sahada bu eğitimin karşılığını sulama kısmında özellikle göremiyorum vatandaş olarak. Bunun denetlemesi kim tarafından yapılacak? Yapılıyor? Park ve Bahçeler Müdürlüğü eğitim verdirttiği personelinin ne eğitim aldığını bilmiyor mu? Garip. Ben bir alt firmadan taşeron hizmet alsam ve personel eğitilse siz bunları nasıl eğitiyorsunuz, benim işimi yaparken hangi eğitimle yapacak işi diye merak ederim. 

4-5-6 sorularımın ise ayrıca çalışma gerektirdiğinden, ki evet ayrıca çalışma gerektiği için size soruyorum zaten yoksa bende bulur bilgiyi ve uyduruk cevaplarla geçiştirirdim, cevap vermemişler. Lütfetmişsiniz,  sorduğum sorulara kaçamak verip aslında hiçbir cevap vermeyerek. 

KISACA HİÇBİR SORUMA DÜZGÜN CEVAP VERMEMİŞLER. TAM BİR KOMEDİ!

Özellikle 5. sorumda “…bununla ilgili bir projeniz var mı? Yoksa neden?” diye sordum fakat hiç ilgilerini çekmemiş bile. Demekki İstanbulun yakın zamanda akıllı tam otomatik sulama sistemine geçeceği yok. Çünkü mantık “nasıl olsa su var yaa bir şey olmaz.”

Olur beyler! Olur hanımlar! olur. Şimdi dikkat etmezsek çok daha yakında olur. Şimdiden planlamazsak çok daha vurucu olur. 

Son olarak; şu zamana kadar soru sorupta bu kadar kötü, özensiz ve belirsiz cevap aldığım ilk kurum olmayı başaran, sorularımı cevaplamayarak aslında belkide HAKLI OLDUĞUMU ve sulama işlerinin şu haliyle tam bir israf makinesi olduğunu kabul eden Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. 

Standart

Engelli Otoparkları, İnsanımızın rezalete varan umursamazlığı ve unutkanlığı, Yetkililerin umrunda olmama

Evet olay tamamen bu başlıktan ibaret. Şimdi çok daha iyi anlıyorum engelli vatandaşlarımızı. Dün yaşadığım olay onların seslerinin aslında ne kadar çok daha gür çıkması gerekirken az çıktığını ve hatta çıkan seslerini de kimsenin sallamadığını gösterdi bana. İşte bu büyük bir rezalet ve bu rezalete yol açan insanların ahlaksızlığı ile duyarsızlığı ise apayrı bir toplumsal gerçek. Bunlar yetmiyormuş gibi konuyla ilgili yapması gerekenleri yapmayan sözde yetkililer ve yöneticiler.

Ah ki ah!

Öncelikle işin sizi sıkabilecek ancak BİLMEMİZ ZORUNLU olan kısmı ile başlayacağım. Yani kanuni tarafı ile işin.

Kanunda yer alan Otopark Yönetmeliği’nin engelli alanları ile ilgili maddeleri aşağıda yer almaktadır;

g) (Değişik:RG-02/09/1999-23804) Otoparkların giriş ve çıkışlarının yeterli olması, iç ve dış trafiği aksatmayacak şekilde düzenlenmesi mecburidir. Otoparklarda, İmar Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uyularak yangına karşı gereken önlemlerin alınması, özürlülerin kullanımına dönük düzenlemelerin yapılması ZORUNLUDUR. Ayrıca, özürlülere ilişkin standartlarda dahil olmak üzere Türk Standartları Enstitüsünce hazırlanan ilgili tüm standartlara uyulur. Standartların bu Yönetmelikte belirlenen ölçü ve miktarlardan daha az olması halinde Yönetmelik hükümleri geçerlidir. Bu düzenin sağlanmasından ve yürütülmesinden BELEDİYELER ve VALİLİKLER sorumludur.

ı) (Ek:RG-02/09/1999-23804) Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde birden az olmamak şartıyla, her 20 park yerinden birinin özürlü işareti konularak özürlüler için ayrılması zorunludur.

Şimdi buradan anladığımız nedir?

Öncelikle engelli kullanıma dönük düzenlemelerin kanunda bahsi geçen yapılarda yapılması ZORUNLU. Burada sadece fiziki olarak alan yapmaktan veya şartları yerine getirmekten değil, düzenlemeler derken; engelli vatandaş tarafından kullanımının sağlanması şartının yerine getirilmesinin de ZORUNLULUĞUNDAN bahsediliyor. Ekliyor; Bu düzenin sağlanmasından da Belediyeler ve Valilikler sorumludur diyerek DENETLEMESİ gereken kurumları da işaret ediyor.

Devam edelim ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Otopark Yönetmeliği‘ne bakalım;

Otoparka İlişkin Genel Esaslar:

MADDE 4

 4.08 Otoparkların giriş ve çıkışlarının yeterli olması ve bu giriş çıkışların iç ve dış trafiği aksatmayacak şekilde olması mecburidir. Otoparklarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkarılan İstanbul İmar Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine uyularak yangına karşı 3 gereken önlemlerin alınması, özürlülerin kullanımına dönük düzenlemelerin yapılması zorunludur. Ayrıca, özürlülere ilişkin standartlar dâhil olmak üzere Türk Standartları Enstitüsü’nce hazırlanan ilgili tüm standartlara uyulur. Standartların bu Yönetmelikte belirlenen ölçü ve miktarlardan daha az olması halinde Yönetmelik hükümleri geçerlidir. Bu düzenin sağlanmasından ve yürütülmesinden idareler sorumludur.

4.10 Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde birden az olmamak şartıyla, her 20 park yerinden birinin özürlü işareti konularak özürlüler için ayrılması ZORUNLUDUR.

Ne diyor bize bu maddeler? AVMlerde kesinlikle ama kesinlikle otoparklarda düzen olacak! park yerleri haricinde giriş çıkışları engelleyecek şekilde park edilmeyecek ve engelli vatandaşlarımızın kullanımına dönük düzenlemeler ZORUNLU olarak yapılacak. Bitmedi! Bu otoparklar giriş-çıkış ve asansöre en yakın yerde olacak ve her 20 park yerinden birine işaret koyularak engelli vatandaşlarımız için ayrılacak ZORUNLU olarak.

Şimdi buraya kadar netsek ve anlaştıysak, ki çok açık herşey, gelelim konumuza.

01.01.2015 tarihinde evimden çıkıp Başakşehir Belediyesi sınırları içinde yer alan Mall Of İstanbul AVM’ye gittim. (Belediye sınırını belirtiyorum, ki denetleyecek devlet biriminin hangisi olduğu kanunda açıkça belirtilmişti.) Alışveriş merkezinin otoparkına aracımla giriş yaptım ve çok yoğun bir trafik otoparkta bizi karşıladı. Sabırlı bir şekilde ilerlerken otopark yönetmeliklerine uymayan ve güvenlikle hiç bir alakası olmayan şekilde otopark alanlarının dışına, duvar diplerine, boş bulunan her yere park edilen araçlar olduğunu gördüm. Herhangi bir acil durumda oradan çıkmak neredeyse imkansız çünkü araç park alanları dışına da araç parkına izin verilmiş ve müthiş bir düzensizlik söz konusu. Daha ilk anda kanunda yer alan en önemli maddeleri çiğnedi AVM otoparkı.

Güvenliğimiz es geçilip düzensizce araba parkına izin verildiği yetmezmiş gibi üzerine bir de bu AVMde tüm ENGELLİ OTOPARK alanları plakalarında engelli işareti yer almayan arabalarca işgal edilmiş! Kendilerine ayrılan yerler saygısız vatandaşlarımız tarafından gasp edilmiş olduğundan yer bulamıyorlardı. Arabama bir şekilde doğru bir park yeri buldum, park ettim ve AVM girişinde yer alan bayan güvenliğe konuyu bildirdim. Bana oldukça ilgisiz ve tavırlı davranarak verdiği cevapta hiçbir şey yapamayacağını, kendi sorumluluğunda olmadığını AVMnin çok kalabalık olduğunu ifade etti.

Rezalet başladığı gibi devam etti ve AVM yetkilileri ülkemizde yaşayan ve engelli olarak yaşamını sürdürmeye çalışan insanımızla ilgilenmemeye devam etti.

Hemen yukarıya AVM danışmasına çıktım. AVM danışmasında şikayet mektubunu doldurdum ve teslim ettim ayrıca bu sıkıntının bir kaç hafta sonra değil, hemen çözülmesi gerektiğini çünkü aşağıda engelli vatandaşların haklarının gasp edildiğini ve hemen bir yetkiliyle görüşmek istediğimi belirttim. Bana AVMnin çok kalabalık olduğundan o yüzden oralara araba parkı ile ilgili bir işlem yapmadıklarından, ayrıca tatil olduğundan ve yönetici olarak kimsenin olmadığından bahsetti. Aynı anda 25-30bin kişinin içeride olduğu bir AVMde YÖNETİCİ OLMADIĞINI söylediler. Hak gaspını çözmeyi bırakın, genel olarak acil bir durum olsa yönetecek kimse yok AVMde. Hiçbir yetkili ile görüştürmediler.

İnanmadım ve AVMnin ana telefon numarasını internetten buldum ve aradım. En sonuncusu saat 17.10da olmak üzere 3 kere 0212 801 10 00 olan numarayı aradım. Fakat numara sürekli meşgul çaldı ve yine kimseye ulaşamadım. Acil bir durum olduğunda bu numaradan o saatlerde kimseye ulaşılamazdı.

ve dün o avmde sade bir vatandaş olarak yaptığım hiçbir girişimden sonuç alamadım ve otopark düzeni ve engelli vatandaşlarımızın hak gaspı ile ilgili o AVMnin yetkilileri HİÇBİR ŞEY YAPMADI!

Böyle bir ülkeyiz hala biz.

Milyar dolarlık işler kurup bakkal dükkanı gibi yürütülen şirketlerin ülkesiyiz.

Göreve geldikten sonra “amaan nasıl olsa yürüyor işte” diye, güvenlik görevlisi olduktan sonra hizmet ettiğimiz vatandaşa karşı asli görevlerini dahi yerine getirmeyecek ve hatta vatandaşa tavır yapacak kalitesizlikte insanlara sahip ülkeyiz.

Yardım talebini bir dayanışma değil, karşısındakini aciz görerek el uzatma olarak anlayan zihniyete sahip bir ülkeyiz.

Karşısında yer alan insana sevgisi olmadığı gibi saygısı dahi olmayan insanlarla dolu ülkeyiz.

“Benim yapmamla mı olacak?” diyen insanlarla dolu ülkeyiz.

Saygısı duyması gerekirken, kendisinden daha aşağıda gören, yardım etmesi gerekirken daha fazla aşağılamayı ve o engelli vatandaşın yerine park etmeyi seçen insanların ülkesiyiz.

Tüm bunlar olurken acaba buralar denetlenmiyor mu hiç sorusunu vatandaşın aklına sokan denetleme görevine sahip Kurumların ülkesiyiz.

Sosyal olarak gelişmezsek eğer, devletin maddi açıdan daha zengin olması ve ekonomik olarak dünyanın 1 numaralı ülke olması kesinlikle önemsiz, kesinlikle faydasız. Ki bu sosyal yapıyla zaten ileriye gitmemiz de çok zor.

Tüm bunların ışığında;

1-      Zorunlu olduğu halde sadece görsel olarak görevini yerine getiren ancak sonrasında engelli vatandaşların yerine engelli olmayan vatandaşların park etmesine “AVM kalabalık daha çok para gelsin her yere park etsinler” zihniyetiyle göz yumarak suç işleyen AVM yetkililerine

2-      Engelli vatandaşlar için ayrılan park yerleri AVMnin camlı otopark girişine yakın olmasına rağmen kafasını dışarı uzatıp sorunla ilgili çözüm aramayan güvenlik görevlilerine

3-      Uyarılmalarına rağmen kesinlikle hiçbir düzenlemeye gitmeyen tüm AVM yetkililerine

4-      Engelli vatandaşların hakları umrunda olmayan ve onların yerlerine park eden duyarsız, samimiyetsiz ve kendi başlarına gelse dünyayı yıkacak kadar da yüzsüz vatandaşlara

5-      Denetlemeyen ve bazen denetliyormuş gibi yapan denetleme görevine  sahip kurumlara

YAZIKLAR OLSUN!

Not: Twitterda sıkıntıyı paylaştım. İBB Beyaz Masa yetkililerine teşekkür ediyorum çünkü hemen dönüş yapıp emniyet müdürlüğüne şikayetimi ilettiklerini belirttiler. Ancak Engellerikaldır adlı kurumun hesabı konuyla zerre İLGİLENMEDİ! Konuyu başakşehir belediyesi başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara şikayet ettim, dönüş bekliyorum.

Standart

İstanbul, trafik, beton, nefes, cctv, eds, emniyet şeridi, maden, insan, ölüm…

Bu kadar mı zor yaşadığın ve yönettiğin şehre sahip çıkmak? Bu kadar mı zor paraya boyun eğmemek ve “dur!” demek?

Her gün iş yerinden çıkarken servise binip eve gitmek için verdiğim mücadelede aklıma gelen sorular bunlar. Her gün! Ben bunu her gün düşünürken yöneticilerin düşünmemesi imkansız. Ama neden böyle olmaya devam ediyor o zaman? Bilmiyorum. Ama üzülüyorum. Üzüldüğüm kadar sinirliyim de.

Her gün trafiğe sokağa çıktığında gördüklerinden memnun kalmadıkça nasıl o şehirde yöneticiliğe devam edebilirsin? Durup hiç düşünmez mi insan “yahu ne yaptık biz? Bu insanların en az günde 2-2.30 saatleri trafikte geçiyor. İnsanlara nefes alacak alanlar kalmadı” diye. Şehrin insanları böyle yaşadıkça verim azalıyor, stres artıyor, sinirler geriliyor, ömür bitiyor…

Hiç bakmaz mı insan Osmanlı zamanında bu şehir nasılmış? Cumhuriyetin ilk dönemlerinde nasıl mış? Şimdi nerelere gelmiş, ne kadar çirkinleşmiş… Yüzüne bakılmaz hale gelmiş bir prenses düşünebiliyor musun sen hiç? Bilsem ki bu şehir gollum zaten, bu çirkinleşmeye tek lafım olmaz. Ama biliyorumki bu şehir bir prenses, bir inci ve çirkinleşiyor, kayboluyor güzelliği. İşte buna lafım var. Hiç düşünmez mi insan yıllardır “yahu biz çözüm aramaya çalışıyoruz İstanbul için, fakat bir yandan da aradığımız çözümlere engel olacak, taş koyacak iş yapıyoruz. Sürekli inşaat yapıp bina dikip İstanbul’a daha çok yükleniyoruz. O yüzden bu işi hiç çözemiyoruz.” diye. İstanbul’un çözümsüzlüğü bu. Öyle bir Başkana ihtiyacı varki İstanbul’un, yıkmaktan korkmayacak, sorumluluktan baskıdan yılmayacak İstanbulun çirkinlik sorununu çözmek amacı ile başa gelecek bir belediye başkanına ihtiyacı var. Yıllardır böyle bir başkan gelmedi.

Yönetilmiyor İstanbul. Başıboş sanki… Sahipsiz kalmış. İstila etmiş uzaydan gelen beton binalar. Uzaylılar göndermiş de istila edilmiş hep boğazın kıyıları. Hepsi birer ucube gibi dikilmiş şehrin göbeğinden denizin kıyısına kadar binalar. Dikmek yetmemiş en yükseğini biz yapacağız yarışına girilmiş ve kazanılmış en yüksek gökdelenler yapılmış İstanbul’a. Daracık sokaklardan nefes alacak yer kalmamış, gökyüzüne hasret insanlara.

Ekonomi inşaat ekonomisi ülkede. Anlıyorum. Önemli bir geçiş süreci var genel olarak her alanda. Ama inşaat ekonomisine de bir yerde dur deyip reel ekonomiye geçiş yapılmalı. Çünkü ben artık “inşaatlar dursun gerekirse batsın ekonomi ama gökyüzünü göreyim, evime rahat gideyim Allah aşkına!” modundayım.

Trafiğe bakıyorsun, çözüm olur rahatlatır ulaşımı dedikleri “otobüs şeridi” projesini bile beceremediler. Belirli saatler arasında o şeridi güya sadece otobüs kullanacaktı. Yahu adam emniyet şeridini otoban gibi kullanıyor sen daha bunun önüne geçemeyerek ACİZ kalmışsın, otobüs şeridine girmeyecekmiş adam. vay anasını ya. He unutmadan elimizde EDS diye de saçma sapan bir uygulama var. Detayına girmek dahi istemiyorum.

ACİL ve hızlı bir şekilde Londrada yer alan CCTV sistemine geçmesi EDS diye kurduğu hiçbir işe yaramayan ve asıl olması gereken yerlerde olmayan çarpık sistemi de CCTV ile desteklemesi, şehrin her santimini bu sistemle gözetlemesi gerekiyor Emniyet ve Belediye tarafından. Bu söylediğim de hayal değil asla! Böyle büyük bütçelere sahip bir şehir için hiçbir şey. ama bu şekilde yapılanlar cezasız ve denetimsiz kalırsa şehir elden gitmeye devam eder. Ediyor da.

Denetimsiz, cezasız demişken…

Her gün bu çileyle İstanbulda yaşarken, diğer yandan aldığımız şehit haberleri, maden faciaları…

Şehitlerimize Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun inşallah. Ailelerine sabır versin mevlam. Bu dualarım dışından bir şey yazamıyorum… Allah belalarını versin. Allah onları kahretsin. Olan biten zaten ortalıkta. Kimin ne yaptığı, yapmadığı… Ama şunu net söyleyeyim bu şehit haberlerinden sonra, Kobani umrumda değil. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından ve bu ülkeyi seven vatandaşlardan hiçbirinin de umrunda olmaz askeri polisi şerefsiz kansız hain teröristler korkakça vurdukça. Kamu düzenini bozdukça birileri bu ülkenin toprakları içerisinde, bu ülkenin sınırları dışındaki topraklar niye umrumda olsun? Değil kardeşim. Önce bu ülkenin düzenin kanunu kuralına uyacaksın. Sonra bakacağız açılımına. Eğer bu şekilde olmazsa bu millet hesap sorar. Sordu da daha önce. Şeref yoksunları.

Madenlere gelince; yüzlerce vatandaşımızın öldüğü, çocukların babasız, kadınların kocasız kaldığı maden felaketinden sonra ülkede bulunan tüm madenlerin ruhsatlarını iptal edip, ruhsat alabilmeleri için yeniden en sıkı şekilde denetime tabii tutmayan, son maden kazasından sonra “Kapatmak istediğimizde 50 kişi araya sokuyorlar” diyebilen, “Maliyetten kaçıyor maden sahipleri, biliyorum” diyip bir şey yapmamış olan, “biz tali denetleme görevi yapıyoruz” diyerek denetleme işini küçümseyerek sorumluluk asıl bizde değil demeye getiren, “daha yeni özellikle küçük madenleri hepsi kapatılmalı” diyen Bakan ve  Bakanlar kusura bakmayın bugün bu saat oldu hala ülkede yer alan tüm madenler kapatılmadı ve hala ruhsatları iptal olmadı ve hala tekrar hızlı ve güvenli bir şekilde denetime tabi tutulmuyorlar.

Ne değişiyor? Niye sadece boş boş konuşuyorsunuz. Hızlıca hareket etsenize işler düzeltmek için.

Kılıçdaroğluna hayatım da ilk defa katıldım sizin yüzünüzden. Adam dediki “ Neden insanlar öldükten sonra koşa koşa gidiyorlar, neden ölmeden önce gitmiyorlar?”

Bakanlar sırf şu Kılıçdaroğluna bu soruyu sordurttukları için bile istifa etmelidirler. Bu kadar kolay mı ya yüzsüz bir şekilde 50 adam araya giriyor kapatamıyoruz gibi açıklamalar yapmak.

Sen Bakansın kardeşim. Kapatacaksın. Oy kaybetmekten korkmayacaksın. İnsan için, Hayatlar için, ülke için ne doğruysa, neyi doğru biliyorsan onu yapacaksın! Yapmıyorsan, kapatamıyorsan BECEREMİYORSAN bırakacaksın.

Ama yok! Benim memleketimde denetimsiz, cezasız kalıyor işverenin insan hayatını umurusamadan Allah korkusu olmadan gözünü para bürümüş şekilde maliyetlerden kısacağım diye madeni işletmek için gerek ve şart önlemleri almaması. Tüm bu ölümler olduktan sonra ben de derim hukuki süreç başlatıldı, cezasız kalmayacak gak guk. Hukuki süreç bundan önce başlayacaktı o madenler KA PA TI LA CAK TI!

Güya müslüman ülke biziz. Dinin sana ne emrediyor? Sen yapabileceğin her şeyi yaptıktan sonra Allah’a havale et işini diyor. Sen ise işveren olarak da, Devlet olarak da yapabileceklerinin hiçbirini yapmadan, o madende tüm güvenlik önlemlerini almadan, o maden güvenlik önlemlerini almadıysa madeni kapatmadan, elinden gelen her şeyi yapmadan işi Allah’a bırakıyor, kaza bela olmasın diye dua ediyorsun. Elin gavuru ne yapıyor? Son teknoloji ile insan hayatına saygısı ile maliyetleri düşürmeden gerekirse ürünü pahalı tutarak ve hatta maliyetleri ar-ge yaparak yeni teknoloji üreterek düşürerek elinden gelen her şeyi yapıyor.

Para gözünü bürümüş çakma iş adamları, ülkemizde hala işçi üzerinden maliyetleri azaltmaya çalıştıkça bu ülke ileri gitmez, geri gider ve batar. İşverenler acilen şunu bilmeli; maliyetler işçi üzerinden değil, ar-ge yapıp yeni teknolojiler üreterek düşürülür.

Son olarak şunu diyeceğim;

Salak adamla uğraşmak zor. Ülkemizde çok var.

Standart

Dünya Caz Günü Bu Yıl İstanbul’da!

Görsel

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü veya United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization), Türkiye Cumhuriyeti ve Thelonious Mon Caz Enstitüsü caz müziği tutkunlarını Dünya Caz Gününü kutlamak üzere 30 Nisan 2013’te İstanbul’a çağırıyor.

UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova konuyla ilgili açıklamasında şöyle diyor;

“Ev sahibi Kent’in İstanbul olacağını açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Küresel kültürlerin buluşma noktası olarak İstanbul, cazın geniş etkisini vurgulamak için ideal bir yer. Geçen seneki ilk Uluslararası Caz Günü’nün büyük başarısının bir uzantısı olarak İstanbul ve dünyanın çeşitli yerlerinde resmi kutlamalar, konserler ve eğitim programları düzenlenecek.”

Haklı olarak İstanbul gibi geniş kitlelere ve kültürlere hitap eden bir şehirde böyle bir organizasyonu yapmak, organizasyonun konusuna mutlaka olumlu etki yapacaktır. Hele de konu müzik ise.

Şimdiden yazdım, sonra aman ben duymadım, aman ben atlamışım falan, boş işlere girmeyelim.

Standart