Samsung Almanya VS @SamsungTurkiye müşteri hizmetleri ve T.C. vatandaşlarına atılan kazık(lar)

Yine yeni bir olayla karşı karşıyayız.

10 Mart 2016 tarihinde çok uygun bir fiyata Almanyadan Samsung Galaxy S6 Edge telefon aldım. Almış olduğum telefonu hevesle Türkiyeye getirip hanıma bozuk olan telefonunun yerine kullanması için hediye ettim.

Olaylar böyle güzel devam ederken o da ne? Telefona sim kartı taktığımızda “sim ağı kilidi” istedi. Ben bu cihaza EUR’lar saymıştım ve şimdi böyle bir reigion/bölge engeli ile karşılaşmak son derece rezil bir şeydi.21.yydayız yahu teknoloji uçmuş gidiyor yalnızca avrupada kullanılan telefon mu kaldı Allah aşkına!!!

Hemen Samsung Türkiye müşteri hizmetlerini aradım. Böyle böyle oldu ve bunu hemen çözelim dedim. Verdiği cevaplar şunlardı.

– Telefonda böyle hizmet veremiyoruz.

– Servise gitmeniz gerekiyor.

– Servis bu işlem için ücret alacaktır.

– En yakın servisi söyleyebilirim.

Telefondaki kadınla uzun münakaşalarım sonrası ikna oldum bu şifreyi telefonla vermiyorlar ve elimdeki telefona özel kod verilmesi gerkiyordu. ANCAK 100 TL vermek de neydi ekstra???

Peki dedim kabul (para kısmı hariç) en yakın servis olan Samsung EKMEN servisi aradım. Konuyu izah ettim ve telefondaki adam bana

– Faturasıyla birlikte telefonu götürmem gerektiğini

– 1 hafta süreceğini

– 100 TL ücreti olduğunu söyledi.

Adamla da münakaşa ettim. Bu telefona para verdiğimi ve bu durumun benden değil samsungdan kaynaklandığını ve para ödemeyeceğimi söyledim. O da işlem yapamayacaklarını söyledi.

Peki dedim.

Samsung Türkiye Genel Müdürlüğe mail attım. Konuyu onlara da açıkladım ve aynen aşağıdakileri yazdım, gelen cevap ise sadece şu oldu (kızgınlıkla yazdığım için tüm imla kuralları vs iptal)

“Değerli Müşterimiz Talha Erhan Özcan,

Merhaba, Ben Samsung Müşteri Danışmanınız Yasin.

Talha Erhan Bey, karşılaştığınız bu durumu anlıyorum. Size yardımcı olmaktan mutluluk duyacağım.

Samsung Electronics Türkiye olarak, yurtdışından satın alınan cihazların sim ağ kilidi aktivasyon işlemleri için ücretli olarak hizmet verilmektedir. Üzgünüz ki, tarafımızdan farklı bir işlem sağlanamamaktadır.

Bize ulaştığınız için teşekkür ederiz. “

 

samsung tr cevap

 

Bana teşekkür ediyor ya. Dalga geçer gibi o parayı ya verirsin ya da telefonu kulanamazsın diyor ve dalga geçer gibi teşekkür ederiz diyordu. Uzunca yazmış bir şey ler söylemişim, hiçbirine tepki bile yok, hiçbirine cevap bile yok, bu kadar ilgisiz, bu kadar başından sağmacı bu kadar kendini özel hissettirmeyen bir müşteri hizmeti anlayışı daha önce çok gördüm ama Samsungdan beklemezdim. (ileride göreceğiz Almanyada böyle değil)

Yahu sen Samsung Türkiye isen ben de Talha Erhan Özcan’ım, sana bu parayı vermeden ve ayağına da gelmeden bu telefonu kullanırım! Farkında değillerdi ANCAK BU SAVAŞ DEMEKTİ. 

Türkiyede başvurabileceğim ve cevap alabileceğim Samsung yetkili birimlerini tükettikten sonra, bu söylediklerinden farklı bir şey söyleyemeceklerine inandığım andan itibaren, hemen hızlı bir şekilde 14.03.2016da Samsung Almanyaya mail attım. Burada yazdıklarımı ingilizce olarak tekrarladım (Almancam çok çok çok zayıf) ve özellikle ekledim. “Samsung Türkiye benden para istiyor benim hatam olmayan bir konu ile ilgili, bu parayı onlara vermeyeceğim.”

Samsung Almanya aynı gün döndüğü cevapta şöyle diyordu;

“Herhangi bir Avrupa bölgesi SIM kartı ile yapacağınız 5 dakikalık görüşme ilgili SIM kartı kilidini kaldıracaktır. Bu yolu deneyemiyorsanız lütfen bize faturayı, IMEI bilgisini ve varsa non-Europe ağ sağlaycınızı bildirin sizler için aktivasyon kodu üretelim”

samsung almanya cevap 3

İlgili bilgileri gönderdim ve 15.03.2016 tarihinde şifreyi teknik birimlerinden talep ettiklerini, tüm adımlarla birlikte tarafıma mail geleceğini belirttiler.

samsung almanya cevap 2

Tam 7 gün sonra şifrem mailime yapmam gereken tüm adımları ile birlikte geldi. Arada bana yapılan bildirimler nazik kibar ve her dediğim her cümlemle ilgili yapılan dönüşler de var hepsini paylaşıp canınızı sıkmak istemiyorum. Sürekli sıkıştırdım 7 gün boyunca hepsinde de dönüş yaptılar en güzel şekilde.

Şimdi;

Ne Samsung Türkiye telefon müşteri hizmetleri (telefon kayıtlarımız Samsungda var) ne Samsung Türkiye mail müşteri hizmetleri (mail kayıtları var) ne de Ekmen Samsung servisi telefonda (kayıtları var) bana bu 5 dakikalık konuşma bilgisini vermediler, ücretsiz çözebileceğim bir yol varken bana bunu HİÇ ANLATMADILAR. İnternete baktım gerçekten her yerde Samsung Almanyanın verdiği bu bilgi yazıyor ancak bu bilgi bana Türkiye yetkilileri tarafından NEDENSE verilmiyor.

Bunlar yetmediği gibi Samsung Türkiyenin yukardaki mailde gördüğünüz ve ilgili telefon konuşmalarında geçtiği gibi başka türlü olmaz o parayı vereceksiniz dediği ve Ekmen servisin 100 TL istediği ve ayağıma faturası ile birlikte geleceksin dediği şifre için Samsung Almanya hiç bir ücret istemedi, ücret istemediği gibi telefonu kalk faturasıyla birlikte Almanyaya getir de demedi, demediği gibi eğer imkanın varsa avrupada 5 dk konuş zaten açılacak bilgisini de verdi. 

 

Samsung Türkiyeye ve başta Ekmen servis olmak üzere tüm servislerine sesleniyorum;

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yolunacak tavuk mu? Almanyanın 3 mail ile çözdüğü iş için

-Neden insanları ayağınıza çağırıyorsunuz?

-Neden ücretsiz bir işlem için 100 TL talep ediyorsunuz?

-Neden bu işin başka çözümleri olduğunu da insanlara belirtmiyorsunuz?

Bu millet salak mı? Bu millet gerizekalı mı Samsung Türkiye? Bu milletin bir Alman kadar değeri yok mu veya Almanyada yaşayan bir insan kadar veya ingilizce bilmiyor diye bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından ücretsiz bir işlem için ücret almak nedir?

Şundan da %100 eminim ben Samsung Ekmen servise telefonu faturaları vs getirdiğimde aynen benim yaptığım gibi satın aldığım ülkenin Samsunguna mail atacak benim gibi o da 1 hafta bekleyecekti gelen şifreyi girip bana telefonu teslim edecekti. Bu kadar zahmetsiz ve boş bir iş için beni ayağına getirip para alacaktı.

Biraz Samsung Almanyadan müşteri hizmetleri nedir? Nasıl müşteriye destek olunur? Nasıl müşteriye dürüst olunur? bunları öğrenin, örnek alın! Bize yürüyen PARA gözüyle bakıyorsanız bile bunu bari bize hissettirmeyin, çaktırmayın.

Samsung Electronics Türkiyeden talebim;

-Bir an önce bu 5dk konuşma ile kalkabilecek ve diğer yurtdışı servislerin ücretsiz mail yolu ile çözdüğü iş için bedel talep etmeyi (100 TL) bırakın, bu bedelden vazgeçtiğinizi ve ücretsiz bu hizmeti verdiğinizi açıklayın. 

-Bir an önce müşteri hizmetlerinizle görüşüp direkt olarak para talep ettiğiniz yolu değil, öncelikle bu işin en kolay ve bedelsiz bir çözümü olduğunu (Avrupa hattı ile 5 dakikalık konuşma) belirtin eğer bunu yapamayacaksak diğer şıkları söyleyin. 

-Müşterinizi iyi dinleyin ve küçümsemeyin, müşteri parayı veren, size para kazandıran ve sizi sadece teknolojiniz için değil, marka duruşunuz için de seçen taraftır ve en iyi hizmeti her zaman hak etmektedir. Bu müşteriyi üzme hakkınız yok, bunu tüm çalışanlarınıza da lütfen aşılayın. 

-Buna benzer başka hangi ücretsiz hizmetlerden başka çözüm yolları olmasına rağmen ücret alıyorsunuz bunları da açıklayın ve bu ücretlerden vazgeçtiğinizi açıklayın.

Buradan yurt dışından Samsung telefon alanlara sesleniyorum. Telefonu aldıktan sonra böyle bir sorun yaşarsanız hemen aldığınız ülkenin Samsunguna mail atın 3 mail ile 1 haftada işiniz çözülüyor. Samsung Türkiyenin de bu politikasını değiştirmediği sürece bu konuda dediklerine de inanmayın. 

 

 

 

 

Standart

Sahte Müşteri Memnuniyeti ve Turkcell REZALETİ

Turkcell_MaviREZALETİ!

Olayı en başından özetleyeceğim ve sonra yorum kısmına geçeceğiz.

Turkcell firmasının yıllardır müşterisiyim. 2013 yılının son çeyreğinde twitter kullanımımın artması ve Turkcellin Profesyoneller Kulübü hesabını keşfetmem ile birlikte müşterisi olmayı daha çok sevmeye başladığım bir sürece girmiştim.

prof

 

Profesyoneller Kulübü ücretsiz üye olabileceğiniz, çekiliş ile hediye kazanma, twitter üzerinden sorulan sorulara en yaratıcı cevabı vererek hediye kazanma, bir çok farklı markadan indirimlere sahip olma gibi avantajları olan bir Turkcell hizmeti. 

10 Ocak 2014 tarihinde twitter üzerinden de Cumacandır kapsamında gerçekleştirilen XBOX360 hediyeli yarışmaya katıldım. Attığım tivitlerden biri ile kazandım. Kazandığıma dair belge Turkcell firmasının cumacandir.turkcell.com.tr adresinde şu şekilde yayınlanmıştır. Burada @sonofagovernor ben oluyorum.

kazandım

 

Kazandıktan sonra 2 hafta içerisinde XBOX360 ürünü tarafıma ulaştı. Ürünü aldım eve götürdüm ancak daha açmadan 1-2 gün içerisinde Turkcell firması sosyal medyadan sorumlu arkadaşlar arayıp ürünün söz verdikleri üründen 1 alt model olduğunu (Kinect kamerasının olmadığını) tespit ettiklerini yeni ürünün tarafıma gönderileceğini ve eski ürünün geri alınacağını belirtti. 

1 hafta sonra yeni ürün yani yarışma şartlarında geçen ürün tarafıma teslim edildi ancak önceki ürün tarafımdan teslim alınmadı. Turkcell firmasını yaklaşık olarak 15 defa telefon yolu ile ve sosyal medya üzerinden taciz etmeme rağmen ürünü geri almaları için, ürün 1-2 ay boyunca bende kaldı. 

1-2 ayın sonunda Turkcell müşteri hizmetleri beni, yine benim uzun uğraşlarım sonucu, aradı ve yanlış göndermiş oldukları ürünün de kendi hatalarından dolayı artık tarafıma ilk ürünün de HEDİYE edildiği bilgisini verdi. 

Böylece bir yarışmada şans eseri 2 XBOX360 sahibi oldum. Ama sevinmedim. Çünkü Türkiye’de verilen sözler çabuk unutulur. Bu düşünce ile geri almaları gereken XBOX360 ı evde güzelce sakladım.

2 gün önce bu işin 3. tarafı, yani aslında müşteri ile hiç görüşmemesi gereken, direkt Turkcell firması ile muhatap olması gereken ve Turkcell firmasının beni muhatap etmemesi gereken Genpa firmasından aradılar. Farkettiyseniz olaylar Ocak ayında olmuş biz Nisandayız. 4 ay geçti!

Arayan bayan, Turkcell firmasından kazandığım ancak yanlış gönderilen ve Turkcellin bana “evet o da sana hediyemiz al kullan” dediği ürünü geri istedi. Arayan bayana “böyle bir şeyin mümkün olmadığını, firmanın bana bunu hediye ettiğini, bir problem varsa o kurumsallığıyla verdiği sözlerin arkasında duracağına ve müşterisinin hakkını savunacağına inandığımız Turkcell firması ile görüşmesini” söyledim.

1 saat içinde bana geri dönüş yaptı, görüşmüş.  Turkcell firmasının “böyle bir konudan bilgisi olmadığını, ürünü geri vermem gerektiğini” söyledi. Benim şarterler attı. Turkcell firmasın beni 3. bir firmaya karşı ortada bıraktı ve YALANCI durumuna soktu. Allah var, Genpadan arayan bayan gerçekten sakin, kibar ve yapıcı konuşan bir bayandı. Sinirlendirmedi. Sakinleştirdi. Ben de kendisine Turkcell firması ile görüşüp geri döneceğimi, 400-TLlik XBOXın peşinde olmadığımı ancak yalancı durumuna düştüğümü ve bunu açıklığa kavuşturup arayacağımı söyledim.

Turkcell firmasını aradım ve sosyal medya üzerinden profesyoneller kulübü hesabına direkt mesaj ile ulaştım, aramalarını söyledim. 1 gün sonra arayabildiler zahmet edip. Sosyal medyadan sorumlu olduğunu söyleyen, müşteri ile iletişimden anlamayan bir bayan ile muhatap oldum. Yukarıda yazdıklarımı aynen anlattım, bana bir kaç dakika hatta beklememi söyledi, bekletti. Tekrar konuşmaya başladığında bana “yarışma şartlarında 1 adet dendiği için ve benim bahsettiğim bilginin kendilerinde olmadığı için ürünü geri vermem gerektiğini” belirtti.

YOK ARTIK TURKCELL!!!!!!

Bayana ACİL bir şekilde müşteri hizmetleri ile yaptığım konuşma kayıtlarını incelemesini, beni hiç bilmediğim 3. bir firmaya yalancı duruma düşürmesi yetmiyormuş gibi, telefonda da yaptığım beyanı yalanladığını ancak konuşmalarda bu bilginin olduğunu söyledim. 

Peki dedi, telefonu kapattık. 1 saat sonra tekrar aradı Turkcellden aynı bayan. Telefon konuşmalarını incelediğini HAKLI OLDUĞUMU, ki daha önce yalanlamıştı, tarafıma müşteri hizmetleri tarafından o ürünün hediye edildiği bilgisinin verildiğini teyit etti.

AMA bu bilginin hatalı olduğunu, söz konusu bilginin hatalı olması nedeni ile 4 ay önce ürün sizin demelerine rağmen, ürünü geri vermem gerektiğini belirtti.

SİNİRLENDİM! “400 TL lik ürün ile Turkcellin veya Genpa nın zengin veya fakir olmayacağını, benim de bu ürünün peşinde olmadığımı belirttim. Burada önemli olanın yalancı durumuna düşürülmem olduğunu, hatalarını kabul etmelerine rağmen, bana 4 ay önce ürün sizin dedikten sonra bugün ürünü geri almamız gerekiyor demelerinin tam bir rezalet ve müşteri memnuniyeti kavramanı yok ettiğini” söyledim. Ürünü sağlam bir şekilde koruduğumu dürüst bir vatandaş olarak söyledim ama “ya bu ürünü sizin bildiriminiz üzerine 3 ay önce satmış olsaydım ne yapacaktınız?” dedim. “O zaman bir şey yapamazdık” cevabını aldım.

Bakın rezalet devam ediyor. Hem de hat safhada! “Yahu ürünün hakkını vermişsin ürünü sattım kullanmış olsaydım geri istemyecektin, ürünü saklıyorum diye geri mi istiyorsun dedim?” “Evet sizdeymiş ürün nasıl olsa” dedi.

İNANILMAZ!!!!!

“Peki dedim. Ben bu ürünü teslim edeceğim ancak müşterinin gözünüzdeki değerini gördüğümüzü belirttim.” Bayan bana Genpadan beni arayan yetkilileri aramamı ve onlara teslim etmemi söyledi kapatırken. “Hanımefendi” dedim, “Genpayı siz arayacaksınız, benimle iritabata geçecekler, ne zaman teslim etmek istersem o zaman edeceğim dedim. Bir de Genpa firmasını ben mi arayacağım?” dedim Peki efendim cart  curt dedi. KAPATTIM!

Olayın özeti bu. Daha doğrusu REZALETİN özeti bu.

Şimdi gelelim yorumuma;

1- Turkcell gibi bir firmanın Sosyal Medya hesaplarını yöneten birim ile Müşteri Hizmetleri biriminin tamamı birbirinden kopuk olduğu aşikar. Bir müşteri ile ilgili bilgileri o anda bilgisayara girip kayıt etmedikleri de net.

2- Turkcell gibi SÖZDE kurumsal bir firmanın 4 ay önce SİZİNDİR dediğine bugün hayır BİZİM aslında demesi ben dahil bütün Turkcell müşterilerini düşünmeye sevk etmelidir. Bunu söyleyen  müşteriyi savunmayı değil, firmayı savunmayı düşünüyor demektir. 3. kişilere karşı bile ve Müşterinin haksız çıkabilmesi için uğraşacaktır.

3- Turkcell gibi sözde kurumsal bir firma Müşterisini, müşterisinin hiç tanımadığı 3. bir firma ile muhatap edebilmektedir. İşleri kendisi çözememektedir.

4- Turkcell gibi sözde kurumsal bir firma Müşterisi eğer akıllı olup telefon kayıt konuşmalarını dinleyin demese, müşterisinin beyanına direkt bir inceleme olmadan yalan beyan demekte ve 3. firmaya karşı müşterisini YALANCI konuma düşürüp rezil etmektedir. 

5- Turkcell gibi sözde müşteri memnuniyetinin ön planda olduğu bir firmanın sosyal medyadan sorumlu kişisi müşterisine “Evet efendim, hata bizde. Gerçekten çok özür dileriz. Genpaya da bilgimiz yok diye bilgi veren kişi hakkında da yetkili birimlerimiz harekete geçecektir. Ayrıca hatamızın üzerinden 4 ay geçmiş ve ürünü kullanmış satmış vs olabilirsiniz hata tamamen Turkcell de olduğundan ürün sizindir. Biz Genpa ile konuyu çözeceğiz sizi muhatap etmeyeceğiz.” demek yerine lütfedip hatayı kabul ederek “hata bizde evet ama ürünü teslim etmeniz gerekiyor. genpayı bir arayıverin de teslim edin” diyor.  Hala daha beni UTANMADAN Genpa ile muhatap etmeye çalışıyor.

Bu maddeler uzar ama bu 5 madde yeter de artar bile Turkcell markasının içinin boş olduğunu görebilmek için. Boşuna hizmeti iyi diye Turkcell firmasına fazla para ödemişim bugüne kadar. Bugün hemen ve acilen herhangi başka bir firmaya gidip numaramı taşıyacağım.

Eminimki bundan daha kötü bir muamele ile karşılaşamam. En azından fazla para ödemiyor olurum. 

Ayrıca bu yazımı hiç değiştirmeden Turkcell firmasının şikayet mailine de gönderiyorum.

KENDİNİZİ FİRMALARA EZDİRMEYİN! DİK DURUN! DÜRÜST OLUN!

Not: Eğer Turkcell firması bu ürünü bana geri verme sende kalsın veya ürünü size geri iade ediyoruz der ise bu saatten sonra, ürünü direkt olarak İHH’ya teslim etsin. Fakir çocuklarımız, savaştan, dayaktan başını kaldıramayan çocuklarımıza ulaşsın bu konsol ve onlar oyunlar oynayıp eğlensinler. Yüzleri gülsün.

 

 

 

Standart

ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 3

Daha önce şu üç yazıda (ilk yazı – ikinci yazı – üçüncü yazı – dördüncü yazı/ üstlerine tıklayarak açabilirsiniz)  Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği, ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları ve muadil arama çalışmalarının birincisi ve ikincisi yer almaktadır.

Bu araştırmalar başladığında yurtdışı kaynaklı ürünlerin Helal sertifikalarının olması aklımın ucundan dahi geçmezdi. Ancak Türkiye’de üretilen ilaçların dahi yokken acı bir gerçek olarak, onların var.

Bir önceki yazıda Blackmores ilacınının Helal sertifikalı olduğundan bahsetmiştim. Şimdi de yaptığım yazışmalar doğrultusunda FABFOL PLUS ilacının helal sertifikası olduğu bilgisine ulaştım. ve  domuz katkısı içermediği, ilaçtaki tek hayvansal yağın koyundan üretilen bir yağ olduğunu belirttiler.

HELAL sertifikalı ürünler varken, ülkemizde Bayer firmasının ELEVİT adlı ve DOMUZ katkılı ilacı neden ve nasıl doktorlar tarafından sürekli yazılıyor ve halk neden bu konuda bilgisiz bırakılıyor? Helal sertifikalı ilaçların hangileri Türkiye’de satışta? Soruların cevabını ne doktorlar doğru düzgün verdi, ne Bakanlık, ne Diyanet… ve hatta Diyanetin önceki yazılarımda yer alan soruma yazdığı cevapta alternatif Helal ürün varsa o kullanılmalıya gelen cümleleri böylece uygulanmak zorunda kalıyor.  Üzülmemek mümkün değil. Ülke bir şekilde gereksiz birden fazla olayla karıştırılırken, aslında neler yediriyor, neler içiriyorlar ve farkında bile değiliz.

İşte FABFOL PLUS ilacı ile ilgili firmanın cevabı.

Fabplus cevap

 

* Burada yazılanların tümü beni bağlar. Kimseye ilaç kullanmaması önerilmemektedir veya hangi ilacı kullanacağı önerilmemektedir. Doktorları dinlemek kesin ve şart yapılacak eylemdir.

Standart

ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 2

Daha önce şu üç yazıda (ilk yazı – ikinci yazı üçüncü yazı/ üstlerine tıklayarak açabilirsiniz)  Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği, ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları ve muadil arama çalışmalarının birincisi yer almaktadır.

Şimdi ise ikinci muadil çalışma için incelediğim ve yurtdışı yazışmalar yaptığım Blackmores Pregnancy & Breast-Feeding Gold ilacından bahsedeceğim.

İlaç Avustralyada üretiliyor. Türkiyede yok diye tahmin ediyorum. Firmaya, Bayer firmasının Elevit ilacında domuz katkısı olduğunu, kendi ürettikleri ilaçta domuz katkısı olup olmadığını sordum. Gelen cevap karşısında şaşkınım açıkçası. Firmadan gelen cevapta;

1- Blackmores Pregnancy & Breast-Feeding Gold adlı ilaçlarında inekten üretilen bir jelatin olduğu,

2- Jelatini üretimi ile ilgili Helal sertifikaları olduğu.

3- Tedarik zincirlerinin kompleks bir yapıya sahip olmasından dolayı, dürüstçe söylemek gerekirse Helal sertifikası elde etmenin çok ama çok zor olduğunu, FAKAT Blackmores firması olarak belirli sayıda ürünler için Helal sertifikasını koruyabilmek için sıkı çalıştıklarını,

4- Ve daha detaylı bilgiler için şu linkleri ziyaret edebileceğimi yazmışlar. http://www.blackmores.com.au/products/pregnancy-breast-feeding-gold – http://www.blackmores.com.au/learning-centre/article/halal-products

Gerçekten inanılmaz. Ülke olarak, Müslüman bir ülke olarak, Bakanlık ve DİB düzeyinde “Helal sertifikası olan ilaçlar şunlar” diye bir listemiz dahi yokken. Avustralyalı bir firma, ürünlerinde Helal sertifikası alıyor. Helal sertifikası olan ürünlerini ayrıca listeliyor ve bunları korumak adına çalışıyor. 

Firmanın Helal sertifikasını verdiğini tespit ettiğim Al-Imanı biraz araştırdım. Yine Avustralyada 1990 yılında Islamic Coordinating Council of Australia Inc. olarak kurulmuş. Şimdi adı Al Iman Islamic Society Inc. Geçerli ve doğru bir yapı gibi gözüküyor açıkçası. Daha detaylı incelemek isteyenler için sitesi http://www.aliman.com.au/index.php

Yani iş daha da inanılmaz bir hale gelerek, Türkiye gibi müslüman bir ülkede olmayan bir yapı ortaya çıkıyor. Devlet konrolünde ve devletin yasalarına bağlı, ancak sivil bir yapısı olan bir Helal sertifika vermeye yetkili bir firma var Avustralyada. Buraya kadar tamam belki, ama ilaçlara dahi helal sertifikası verecek düzeye gelmişler. Ülkem için daha çok üzülmeye başladım. 

Firmanın verdiği bilgiler ve bir kaç ufak araştırmam bunlar. Aşağıda firmanın cevabı ve benim sorum, noktası ve virgülüne dokunulmamış şekilde yer almaktadır. 

Şunu rahatça söyleyebilirim artık. Doktorların su gibi yazdığı Bayer firmasının domuz katkılı ELEVİT adlı ilacına mecbur değiliz gibi gözüküyor.

blackmores cevap

Standart

Elevit domuz katkısı nedeni ile muadil arama çalışmaları – 1

Daha önce şu iki (ilk yazıikinci yazı / üstlerine tıklayarak açabilirsiniz) yazıda Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği ve ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları yer almaktadır.

Bu yazılara gelen güzel tepkiler ve ayrıca duyarlılığı ile araştırmaya devam için destek veren ve hatta araştırmaya katkıda bulunan herkese teşekkürler. Yavaş yavaş araştırma süreçleri ilerliyor. Öncelikle sizlerden çokça gelen 3-4 ilaç üzerinde duracağım. Bunlardan 2 si yabancı.

Varsa bu işlerin uzmanı Prof.- Dr. tanıdığınız veya siz lütfen konuyla ilgili detaylı bilgi içerecek cevap ve mail göndermekten çekinmeyin. “Evet açıklama doğru” veya “Hayır açıklama yalan aslında şöyle” diyecekler var ise lütfen çekinmesin. Doğru bilgiye ulaşmak için tek kaynak bu zamanda asla yeterli değil.

Decavit Pronatal bu süreçte sürekli önüme sürülen ilaçlardan biri. Decavit Pronatal üretici firması Koçak İlaç firması ile yaptığım yazışma aşağıda yer alıyor. Eklemeden, çıkarmadan, nokta ve virgüle dokunmadan.

Özellikle detaylı sordum, çünkü bazı firmalar katkı içermemekte diyor ancak kimyasal tepkimelerde veya buna benzer yan eylemlerde kullanıyor. Ayrıca geriye kalan 3 ilaç ile ilgili de firmalarla yazışmalarımı yine tarafsız bir şekilde yayınlayacağım. 

Ayrıca Koçak İlaç firmasından Kimya Müh. Banu Hanımın mailide aşağıdadır.

koçak ilaç cevap

———

Kimden: FABRİKA <fabrika@kocakilac.com>
Tarih: 31 Aralık 2013 10:58
Konu: Re: DECAVİT Pronatal
Kime: xxxxxxxxx

Sxxxxx bey,
Decavit Pronatal isimli ürünümüz herhangibir domuz ürünü içermemektedir.
iyi günler
Kimya Müh. Banu GÜREL

———

*Bu yazıda kimseye ilaç kullanması, ilaç bırakması veya doktora danışmadan herhangi bir ilacı tercih etmesi tavsiye edilmemektedir. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyin. 

*Katkılarından dolayı Selim Bey’e teşekkürler.

Standart

İlaçlar hakkında DİB cevabı (Elevit ve Domuz konusu)

diyanet-isleri-baskanligi-logo

Daha önce https://talhaerhan.wordpress.com/2013/10/24/ilaclar-saglik-bakanligi-elevit-ve-domuz/ yazımda Elevit adlı ilaç ve içeriğindeki DOMUZ katkısı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Müthiş rahatsızlığım devam ediyor ilaçlar ile ilgili ve bu konuda Müslüman ülkelerin bir olup (hangi konuda bir oldular da bunda olacaklar diyenler haklı) bu işi ACİLEN çözmeli.

İşin peşini elbet bırakmadım. Bayer genel merkezden hala dönüş yapılmadı, bekliyorum. Diyanet İşleri Başkanlığından ise cevap var. Cevabı yorum yapmadan yayınlayacağım. Bundan sonra tüm yorumlar size ait. Tartışabiliriz.

DİB’e

-ilaçların kontrolü sırasında Helal ve Haram noktasında dahil olup olmadıklarını,

-neden olmadıklarını,

-haram maddelerin kullanılarak üretimi yapılan ilaçların hastalar tarafından kullandığı,

-bu ilaçları doktorların yazdıkları ve vebal altında olup olmadıkları konularında bir e-posta göndermiştim. Cevabı;

DİB cevap

Standart

FEMEN, Dinlere ve Kutsal Kitaplara Küfür Rezaleti

FEMEN çıplaklık ile protesto etme hakkını karıştırmış, dünyanın ahlaksızlık çukuru dibinde yer alan, ahlaksızlığını zaman ve mekan tanımadan tüm dünyaya sergilemekten hiç bir şekilde rahatsızlık duymayan, protesto etmekten çok insanları (özellikleri kadınları) farklı amaçlar uğruna farklı taraflara yönlendirme amacı olan, kara cahil, sözde çevreci, sözde insancıl, para için soyunan kadınlardan oluşan iğrenç bir gurup.

Bu gurup, Türkiye’ye el atmış durumda. Maaşlı soyunan kadınlar olduklarını bilmeyen bazı ergen kızlarımız da ünlü olma, popüler olma, sosyal ağlarda prenses olma hissiyatı ile bu oyuna gelmiş ve bunlara destek verme adı altında soyunmuşlar. “İsteyen istediğini yapsın”, “Herkesin inancın kendine.” kalıplarından öteye geçen bir durum bu. Kimse bu durumu böylece bir kenara atıp, dizilerde sürekli işlenen yengeye sulanma, her kutlamanın sürekli alkollü olması, sinirlenince alkole sarılması, evlilik dışı ilişkiler modelini pekiştirmenin reel hayat ayağı bunlar.

Her ülkenin kendi DİNİ ve MİLLİ değerleri vardır. Bu dini ve milli değerler üzerinden dalga geçmek, bunlar ile dalga geçercesine (beyin yoksunluğundan mütevellit) çeşitli edepsizlikler ile protesto kelimesini dahi ağlatmak ve bu değerlere küfür etmek, kimsenin hakkı değilken, gurup bugün tüm DİNleri hedef alarak ve kutsal kitapları vajinalarının önüne koyan çıplak bir fotoraf ekleyerek (beyinlerinin olması gereken yerinde olmayıp vajinalarında olan mahlukların resimlerini elbette paylaşmayacağım) “İncil, Kuran ve Tevrat aynı boktur. Din sömürüsüne karşıyız!” tweeti gönderdi.

Tüm dünya insanlarına saygısızlık içeren bu cümle ile FEMEN gurubu Türkiye dahil olmak bir çok ülkede protesto hakkını yitirdiği gibi, protestolara maruz kalacak, protesto etmeye kalktığında ise mutlaka sert tepkiler ile karşılacaktır.

Türkiye kadınlarının soyunmasının yeterince ses getirmemesi, yeteri kadar ergen kızımızın soyunmaması (1 kişi), popülerliğin yeterince artmaması nedeni ile yapılacak tek bir şey vardı, Dinlere ve Kutsal Kitaplara küfür etmek. Bu ülkede, dikkatlice takip edin, dine küfür edenler veya hiç yokmuş gibi davrananlar ya yeni kitap çıkartıyordur, ya film çekiyordur, ya da popüler olmaya çalışan bir siyasetçi veya örgüttür. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz!” kapasitesizliği ile hareket eden bu zihniyet, dine küfürün en kolay tanınma yolu olduğunu bilir ve zaten ahlaksızlık çukurunun dibinde olduklarından sorun etmeden uygular.

Ancak bilmezler, ki diğer dalga geçip küfür edip, yok saydıkları her şey bize ait iken, Din Allah’ındır. O yüzden, geçmiş olsun. 

 

Standart

İlaçlar, Sağlık Bakanlığı, Elevit ve Domuz!

520,saglikbakanligilogo-vektorel bayer_30947 5431

Ülkemiz farklı süreçlerden geçiyor. Gerçekten zor virajlar alıyor/alamıyor ancak bir değişim ve evrim söz konusu iyiye doğru.

Devlet bu değişim sırasında çeşitli yollardan ve farklı bir hizmet anlayışı ve kalite kapsamında halka daha iyi hizmet için yarışma içerisine giriyor. Çünkü bunu yapmaz ise iktidara gelen hükümet, bir sonraki seçimde halk gereğini yapıyor.

Bu büyük ve zor değişim içerisinde kamu hizmetlerini veren Bakanlıklardan biri olan Sağlık Bakanlığı ile ilgili bir konuya yaşadım. Paylaşacak olduğum bu konu Türkiye Cumhuriyeti üzerinde özellikle Müslüman fakat yaşayan tüm insanları etkileyen bir konu. İlaçlar ve domuz.

Geçtiğimiz günlerde, 21.10.2013 tarihinde twitterda bir bilgiye denk geldim. Elevit (Hamile adaylarına, hamillere ve hamilelik sonrası kullanım için yazılan bir vitamin ilacı) adlı ilaçta domuz katkısı olduğu yazıyordu. Asparagas haber olduğuna inandım ilk okuduğumda ve ciddi manada değer vermedim bu bilgiye fakat eşime de doktorun tavsiye ettiği ve evde bir kutu olan bu ilacı araştırmam gerektiğini düşündüm.

Bu düşünce ile öncelikle Sayın Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’na tweet attım ve hemen o saniyede yine http://www.bayer.com.tr/ebbsc/cms/tr/contact.html adresinden konuyla ilgili bilgi almak için başvuru formunu doldurdum ve gönderdim Bayer TR’ye.

Yaklaşık 2-3 saat içerisinde telefon ile isminin Ahmet K. olduğunu belirten görevli kişi Bayer Medikalden aradığını ve E vitamininde domuzdan elde edilen bir maddenin kullanıldığını teyit etti. Bu teyidi o rahatlıkla yaparken, ben kızarıp bozarmıştım ve ne yapacağımı şaşırdım. Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. Ardından Bayer TR sitesinde yer alan telefon numarasından tekrar aradım. Bakalım bu bilgiyi veren kişi gerçekten orada çalışıyor mu ve bilgi doğru mu diye? Santral çıktı, ilgili bölüme aktarıyorum dedi ve karşıma çıkan kişi gerçekten de Ahmet K idi yine. Aynı bilgiyi tekrar teyit etti. Bu bilgi prospektüste yer almıyor. Yani bir son kullanıcının bilme ihtimali yok. Neden yazmıyor dedim? Bu tip kaynak bilgilerin prospektüslerde yer almayacağı cevabını verdi.

Müslüman bir insan olarak, yaşadığım ülkeninde büyük çoğunluğunun müslüman olmasına rağmen böyle bir rezaleti yaşıyor olmam moralimi sıfırın altına indirdi. Bayer firması kendi ilacında domuz katkısını teyit etmişti.

Bu bilgi teyit edilince hemen Sayın Bakana ve Sağlık Bakanlığı twitter adresine tekrar twit attım, ancak yine dönüş olmadı. 

Tüm bunları kafamda değerlendirirken, aylar önce çıkan aşılarda da domuz ve benzeri katkılar olduğu haberi aklıma geldi. Buna da daha önce ihtimal vermemiştim, ancak şimdi vermediğim için kendimi suçluyorum resmen.

Aklıma gelir gelmez bu fikir, hemen Bilgi Edinme Kanunu kapsamında Sağlık Bakanlığına http://bilgiedinme.saglik.gov.tr/ adresinden Elevit adlı ilaç ve aşılar ile ilgili sorumu sordum. Soruyu sorduktan sonra göndere basmam ve beni müthiş bir endişenin kaplaması, gelecek cevap için sabırsızlanmam başladı.

Bu arada Bayer TR bu bilgiyi verdi ama acaba bu hatalı bir bilgi olabilir mi diye Bayerin yurt dışı genel merkezine de Elevit ilacı ve domuz ilişkisi ile ilgili soru sordum. Aynı gün içerisinde yani 21’inde şu cevabı döndüler

Dear Mr./Ms. OZCAN,

Thank you for your interest in our company.

We have forwarded your enquiry to the responsible subgroup/service company of Bayer AG. We are sure you appreciate that it will take a little time before we can provide you with a satisfactory response to your e-mail. 
We will contact you as soon as possible. If you have any further questions, we will be pleased to help. Please specify the relevant Bayer MailDesk registration number in the subject line.

Best regards,

Yours Bayer MailDesk Team”

Yani diyorki, “İlginiz için teşekkürler, sorunuzu ilgili birime yönlendirdik. Takdi edersinizki, sorunuza tatmin edici bir cevap verebilmek biraz zaman alacaktır. En kısa sürede sizinle irtibata geçeceğiz.” 

Eyvallah dedim. Beklemeye koyuldum.

Bayer TR domuz katkısı var dedi. Bakanlıktan ve Bayer genel merkezden cevap bekliyordum 21’inde.

Bu arada twitterda bu konuyu gündeme getiren @detroitkızıl ‘a ayrıca teşekkür ederim. Sebep oldu.

Bu gün ayın 24’ü Sağlık Bakanlığının öncelikle Bilgi Edinme Hakkı kapsamında gerçekten hızlı ve akıcı bir sistem geliştirdiğini söylemeli ve Bakanlığa teşekkür etmeliyim. Bu gün 3.gün ve cevap geldi.

Ancak Elevit adlı ilaç ve aşılar hakkında sorduğum sorunun cevabı bende Türkiye Cumhuriyeti üzerinde sağlık ile ilgili her şey hakkında büyük bir yıkım yaratmış durumda. 

24.10.2013 tarihli Sağlık Bakanlığı cevabı;

Bilgi Edinme Basvuru Formu – Cevap Bilgileri
Cevap Tarihi/Saati: 24.10.2013
Basvuru Sahibinin Adı – Soyadı: Talha
Basvuru Sahibinin E – Posta talha.ozcan@outlook.com
Cevaplayan Kisi/Birim: Y.T (kişi ismini gizledim. Kişileri tartışmıyoruz.)
Cevabın Konusu: .
Cevabın Niteligi: Olumlu (olumlu olan nedir anlamadım.)
Verilen Cevap:

Sayın ÖZCAN,
Bilgi Edinme Birimimize ulasan basvurunuza ilgili birimden verilen cevap asagıda
yer almaktadır.
Sayın ÖZCAN,
“Ilaçlarda kullanılan yardımcı maddeler hakkındaki basvurunuz elimize ulasmıstır.
Ilaç üretiminde kullanılan jelatin ile ilgili olarak, Bakanlıgımızca yapılan
ruhsatlandırma sürecinde ilaçlarda kullanılan film kaplama materyalleri gibi yardımcı
maddelerin hangi kaynaktan oldugu degil bu ürünlere ait sunulan kalite uygunluk
belgelerinin kontrolü zaruri ve insan saglıgı açısından önemlidir. Söz konusu
yardımcı maddelerin kalite standartlarına uygunlugunun, konusunda uzman bilim
adamlarından olusan komisyonlar tarafından degerlendirilmesinin ardından
kullanımlarına izin verilmektedir.
Bilgilerinize sunarız.”

Verilen cevap Türkçe ancak detaylandırmak istiyorum. Bakanlık diyorki, ister Domuz, ister Maymun, ister İnsan farketmez, ben kullanılan film kaplama materyalleri gibi yardımcı maddelerin kaynağını sormuyorum. Kaynağın kalite uygunluk belgeleri kontrolü yeterli. Yani Maymunsa kaliteli mi? Domuzsa kaliteli mi? İnsansa kaliteli mi? buna bakarım senin sağlığını da bozmuyorsa HARAM olup olmaması beni ilgilendirmiyor diyor. Bayer TRde çalışan kişinin verdiği prospektüste yer almaz cevabını da resmi olarak teyit ediyor.

Açık ve net bir şekilde rezalet bu değilse, ben bir şey bilmiyorum. Müslüman bir ülkede, Müslüman bir insan olarak ilaçta yer alan maddelerin kaynağını sormadan bana içiren bir Sağlık Bakanlığından söz ediyoruz ki bahsi geçen Elevit adlı ilacın Domuz katkısı içerdiği Bayer Tr tarafından teyit edilmişken.

Sağlık Bakanlığının cevabında sadece Elevit adlı ilaç için değil. Tüm ilaçlar için uygulanan prosedürden bahsediliyor. Şimdi bu durumda içtiğimiz tüm hayvan içerikli ilaçlar Bakanlıktan aldığımız bilgi dahilinde Haram olup olmadığına bakılmaksızın ülkeye sokuluyor ve insanlar tarafından kullanılıyor.

Peki buna kim dur diyecek?

Başka hangi ilaçlarda bu tehlike var ve ben neden domuz katkılı ilaçları içmek zorunda kalıyorum?

Doktorlar neden hayvan yağları ve katkıları olan ilaçlar yerine, bitkisel ilaçları hastalarına yazmıyorlar?

Bu problemi kim çözecek?

Yıllardır neden hiç bir gazeteci bu konuyu yazmıyor araştırmıyor?

Bakanlık ve Sayın Bakan neden sessiz kalıyor ve hala cevap vermiyor?

gibi daha bir çok soru var aklımda. Yazıyı şimdilik sonlandırıyorum. Ancak yazacak daha çok şey var.

Hala daha Bayer’in yurt dışında yer alan genel merkezinden gelecek olan cevabı bekliyorum. O cevapta geldiğinde konu iyice netleşecek ve rezaletin boyutlarını göreceğiz. Bayer’in mailini de yine burada paylaşacağım.

Not: Gönderilen mailler ve alınan cevaplar tarafımdan arşivlenmiştir. Bu yazıda kimseye ilaç kullanımını bırakması tavsiye edilmemektedir. İşte cevaplar;

1- İLAÇLAR HAKKINDA DİB CEVABI (ELEVIT VE DOMUZ KONUSU)

2- ELEVIT DOMUZ KATKISI NEDENI ILE MUADIL ARAMA ÇALIŞMALARI – 1

3- ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 2

4- ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 3

 

Standart