E5 (D100) YOLUNDA EMNİYET ŞERİDİ OLMAMASI ŞİKAYETİMDE SON DURUM. İBB BEYAZ MASA ÇÖZÜM DEĞİL ŞİKAYET EDİYOR. #emniyetşeridihayattır

Bir önceki yazımda (tıklayınız bir önceki yazı için) diğer kamu kurumlarından cevap beklediğimi belirtmiştim. Süreç şöyle devam etti;

  • Karayolları, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığına, Emniyet GMye aynı şikayeti önceki İBB cevabında belirttiğim ilgisiz ve kayıtsızlık nedeni ile ilettiğimi yazmıştım.
  • İBB şu rezil cevabı attı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü ile görüşülmüştür. Görüşme neticesinde tarafımıza verilen bilgi aşağıdaki gibidir:
    “Talebiniz, bölgeye ilişkin çalışmalarda değerlendirilecektir.”  İBB burada vatandaşla dalga geçiyor. Ben kompozisyon yazmışım sorular sormuşum, gelen cevaba bakar mısınız? Vatandaşla böyle dalga geçilemeyeceğini vatandaş için çalışıyor olduklarını her kurum her memur adı gibi ezberleyecek bu ülkede. HEPSİ! İBB cevap
  • Karayollarından cevap gelmedi henüz eğer atlamadıysam
  • Ulaştırma Bakanlığından da henüz gelmedi,
  • İçişleri Bakanlığı, İBB ve İstanbul Valiliğine şikayetimi ilettiği konusunda mail attı, içişleri bakanlığı cevap
  • İBB, ilgili şikayet vatandaştan değil üst makamdan gelince tutuştu (yusuf yusuf dersem tam tabir olur kusura bakmayın) ve cevabı değiştirdi. VATANDAŞ SORDUĞUNDA ADAM GİBİ CEVAP VERMEYİ ÖĞRENECEKLER! Cevap şöyle; ibb cevap 2ibb cevap 3

Şimdi cevabı okursunuz ama okumazsanız uzun dersiniz belki diye ben belirli noktaları daha da uzun ve açıklayarak yazacağım.

Öncelikle, cevap verilen yazıda imla yok, özen yok, dikkat yok ve ana tema olarak hepimizin bildiği şeyleri vatandaşa geri şikayet etme var. 

Şimdi gelişmeye gelelim,

İBB diyorki; “Ancak kentte hergün 400 adet otomobil yeni özel araç trafiğe dahil olmakta ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir. Bu bağlamda yeni açılan yollar veya alınan ilave tedbirler de bu artış karşısında yetersiz kalabilmektedir.”

Kardeşim BANANE (benena)? Bana niye şikayet ediyorsun bu konuyu. Bu da senin sorunun. Ben vatandaşım çözüm isterim hizmet isterim sen bana çözümsüzlüğü söylüyorsun. BANANE! Ben mi düzenleyeceğim vatandaş olarak araçların trafiğe dahil olup olmamasını! Cümlenin devamında şuraya bakın ne kadar anlamsız ve öylesine laf olsun diye yazılmış “ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir.” Bu araçların sahipleri ne yapacak :)))) Araçları kullanmayacaklar mı? Kenara koyup saklayacaklar mı sandın anlamadım? Bu cümledeki tek iyi şey son bölümde yer alan yetersiz kaldıklarını kabullenebilmeleri. EVET YETERSİZLER!

İBB diyorki “Bu bağlamda ; başta D100 koridoru olmak üzere tedbir alınması muhtemel tüm yollarda dünyadaki gelişmiş birçok kentte örnekleri olduğu gibi emniyet şeritleri olarak ayrılan alanların,aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması öngörülmüştür. Paris,roma,Londra,Brüksel ve Amsterdam gibi kentlerinde karayolu yol ağı altyapısı incelendiğinde D100 sınıfında ve geometrisindeki birçok yol aksında emniyetşeritlerinin olmadığı görülecektir.”

İmla ile ilgili özen olmadığını başta söylemiştim. Yazının tümünde yok bu bu cümlede daha açık gözüküyor. Harf hataları vs vb hiçbiri bana ait değil o cevaplarda, kopyala yapıştır yapıyorum yazıdan. Emniyet şeritlerinin aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması  diyor fakat bana İBBnin bir önceki gönderdiği yazıda emniyet şeritlerinin TEM hariç tüm yollarda tamamen kaldırılmasına karar verildiği yazıyordu. Yani bu söylediği ya yalan, ya da bir önceki cevap yalan. Birinden biri sallıyor. Fransada, İngilterede, İtalyada vs vb diye de geçiştirmiş, ancak ben özellikle örnek vermeleri için belirtmiştim bir önceki yazımda hangi yol, adı ne vs vb detay ama vermemişler.

İBB diyorki; “…trafiğim akış durumuna göre sürekli olarak boş şekilde tutulması gereken en sol şerit ve uygulamanın olduğu yollarımızda bulunan emniyet şeritleri maalesef bilinçsiz sürücülerin işgali altına alındığından acil durum geçişleri yapacak öncelikli araçların geçişleri engellenmektedir.Lakin gelişen teknolojinin imkanlarından istifade edilerek oluşturulmasına devam edilen denetim sistemi…”

Kahkaha atarak okudum. Çözümle ilgili hiçbir şey yazılmadığı gibi buraya kadar, çözümsüzlükleri hepimizin gördüklerini bildiklerini anlattığı kadar, güldürmeyi de biliyorlar. Daha hemen yukarıda her gün 400 araç çıkıyor diye şikayet ederken, şimdi de gelmiş diyorki en sol şeridi aslında siz boş bırakmalısınız :))))))))))) HAHAHAHAHAHA Adama böyle gülerler. Ya yanlış yazdı, veya dalga geçiyor gerçekten. Emniyet şeritlerini öküzler işgal ediyor diyor o doğru bak. Buna %100 katılıyorum. Ancak bahsi geçen yol E5te emniyet şeridi yok, konu ne ara emniyet şeridine geldi? Benim şikayet konumla hiç ilgisi yok. Aaaa pardon onlar bana şikayet ediyorlardı değilmi. 

Burada ne bir soruma cevap verdi, ne özen gösterdi, ne de şikayetimi anladığından eminim çünkü bana insanlar emniyet şeridi işgal ediyorlar diye şikayet etmeye başladı. 

İBB diyorki; “Bir ulaşım aracı olan bisiklet kullanılarak erişim sağlanması için bisiklet yolları inşa edilmekte”

Bir önceki yazımda yayalara göre yolların da öncelikli dizayn edilmesinden bahsettiğim için bunu yazmış, fakat bu sayı yukarıda örnek vermeyi bildiği avrupadan çok daha az ve burada o Avrupa örneklerini vermekten korkmuş ki yazmamış.

“Özel araç kullanımını zorlaştırıcı kullanan öder mantığı içerisinde çalışmalar yapılmakta”

Bu mesela bir çözüm, tüm yazı boyunca ilk defa bir çözüm gördük vatandaş şikayetine, ancak bu çözüm de yine ana temamız olan emniyet şeridine değil, yayalaştırma ve toplu taşıma kullanımı için çözüm, yapabilirlerse bu çalışmaya ne güzel.

Yazının sonunda İBB diyorki; “(İlgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz)”

Vatandaşlar! Ey Halkım! bu İBB Beyazmasa zaten niye var? Ben her müdürlüğe tek tek gideceksem niye İBB Beyazmasaya yazıyorum. İBB Beyazmasa benim temsilcim değil mi İBBde? Halka dönük yüzü değil mi İBBnin her müdürlüğü ayrı ayrı niye meşgul edeyim? Ben sana soruyorum, sen ilgili müdürlüklere ilet, yetkin var ilet ilgili müdürlüklere, gelen cevabı bana gönder. Ki zaten tek yaptığın bu herhangi bir yaptırım gücün yok. Ancak tahmin ediyorumki, ilgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz dediği her sorumun cevabı olumsuz ve yine burada bu cevaplarıyla ne kadar özenli olduklarını ve başlarından atmak için uğraştıklarını görebiliyoruz. Ayıp ve yazık.

Bir önceki yazıda yer alan 1. soruma cevap yok, 2. soruma cevap yok, 3. soruma cevap yok, 4. soruma cevap yok, 

5. sorumla ilgili olarak link atmışlar linkte incelediğim kadarıyla şerit genişliği ile ilgili metre belirten sadece şu cümle var “Yol ve şerit genişlikleri yeterli olmalıdır (en az 3,4 metre genişlikte en az iki şerit). Dar şeritler çok az bir hata marjı sağladığından, hız sınırları sürücülerin sürekli şerit içinde kalmaları için gereken sınırı aşmamalıdır.” ancak E5te şu kadar, linkte yer alan bilgi şu ve uyuyor denmiyor. E5te şerit genişliği ne kadar yazmamışlar. Belkide yazamamışlardır ha?

Cevapta olumlu olan şeylerden bir diğeri, ikincisi ve sonuncusu şu cümle;

“Çok mecbur kalınmadıkça yeni yol aksları açılmayarak arazi kullanımının suistimal edilmemesi ve özel araç kullanımının teşvik edilmemesi sağlanmaktadır.”

Bravo. En azından bunu düşünmüşler diyebiliyorum. Ama şüphem de var, acaba düşündüklerinden mi yoksa yer yok oralara da ev mev yaparız dediklerindenmi böyle yapıyorlar emin olamıyorum.

Sonuç olarak;

Bu yazıdan başka dönüşler gelecek mi ilgili kurumlardan bilmiyorum, ancak vatandaşla iletişim ve hatta çözüm odaklı iletişiminiz “gidin ilgili müdürlüklerden bilgi alın”sa Beyazmasa boşuna. Olayınız çözümleri anlatmaktan çok problemleri anlatmak ve olan durumu vatandaşa şikayet etmekse İBB Beyazmasa boşuna var. İnanılmaz amatör bir çalışma sürdürüldüğü çok açık Beyazmasada, illa üstmakamdan şikayetin gelmesi gereken süreçle başlayıp şu gelen alelacele dikkatsizce yazılmış cevaba kadar her şey amatörce, ilgisizce.

Ben bu gelen cevapta kesinlikle anlamlı, mantıklı, çözümcü hiçbir açıklama görmüyorum. Hala daha E5te sabah trafiğinde kalp krizi geçirsem emniyet şeridi olmadığı için bana ambulans nasıl yetişecek veya ben hastaneye nasıl yetişeceğimin cevabını verememişler. Onun haricinde bir sürü safsata var.

Geri kalan tüm değerlendirmeleri size bırakıyorum.

Unutmadan Belediyeye İçişleri ve Emniyet GMden iade yazısı da şurada;

emniyet ve içişlerinden iade

#emniyetşeridihayattır

Reklamlar
Standart

Çocukların sevdiği yiyeceklerde dahil gıdada Sodyum Metabisülfit E223 ve genel olarak sülfit araştırması – 1

E223

Sodyum metabisülfit  E223

Elevit ve domuz ilişkisi ile ilgili yazdığım blog yazıları bir yerlere ulaştı. Birilerinin dikkatini çekti ve konuyla ilgili yazılarımında kaynak gösterildiği dava açıldı ayrıca bir süreç daha var bu da dava süreci kadar önemli onu da inşallah gerçekleştiğinde yine burada duyuracağım.

Ancak ilaç konusuna değinince bir de günlük yediklerimizin içinde kim bilir neler var sorusu sürekli içimde. Markette gerçek bir psikopat haline geldiğimi söyleyebilirim. Bu yüzden ekmek konusunda L-sistein hakkında yine ufak bir araştırma yapmış Bakanlıktan sorularıma gönderilen yazıyı ve rahatlatıcı cevabı burada sizlerle paylaşmıştım.

Bu iki araştırmayı da sonuçlandırdıktan sonra sıra bir yenisine geldi. Geldi çünkü şirketlerin büyük paralar dönen gıda sektöründe var olma ve daha çok para kazanma, maliyeti düşürme savaşları insanları muhakkak bir yerlerde kötü etkiliyor. Maliyetler ar-ge ile düşüyor. Ancak ar-ge insan faydasına değil doğal olanı daha ucuz olan yapay olan ile ikame etmeye gidiyor.

Ekmek ile ilgili araştırma sırasında bir okuyucum şu e-postayı gönderdi.

“NOT: Sizden bir ricam var. Eğer gündeminize alabilirseniz bisküvi üretiminde kullanılan SODYUM METABİSÜLFİT i lütfen alın. Alzaymır yaşının ülkemizde niye 50 yaşın altına düştüğünü, kanser vakalarının niye bu kadar yayıldığını göreceksiniz. Ayrıca Irak, İran, Cezayir, Rusya, Kanada ve ABD de niçin yasaklandığınıda araştırabilirsiniz. Özellikle petibör bisküvilerin içindekilerinde koruyucu olarak kullanıldığı yazmakta. Fakat koruyucu değil ….“

Kayıtsız kalamadım.

Şimdi birlikte sodyum metabisülfiti yapabildiğimiz kadar araştıralım. Katkınız olursa hemen gönderin e-posta ile veya yorum yazarak.

Sodyum metabisülfit (bundan sonra kısaca SM diyeceğim) nedir?

Her şey gibi muhtemelen SMyi de bilmeden bir çok yiyecek ve/veya içeceğin içerisinde alıyoruz.

Sülfitler inorganik tuzdur. Antioksidan ve koruyucu özelliği vardır. Disodyum tuzu olarak da bilinir. SM ise özellikle gıda sektöründe kullanılır ancak bir çok başka sektörde de kullanımı vardır. SM renk açıcı özelliği ve koruyu antibakteriyel, antioksidan vb özelliği olması nedeniyle gıda sektöründe kullanılmakta. Yani ürün size daha güzel daha taze daha çıtır gözüksün mevuzusu işin içinde var. Bu varsa, sağlıktan ödün verme de oluyor o işin içinde bence. Göreceğiz.

http://bilheal.bilkent.edu.tr/aykonu/istenmeyen.html linkinde yer alan araştırmada şu yazmakta;

“SULFİTLER- SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür di oksit, sodyum veya potasyum sülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler. Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında, bira şarap ve elma şarabı gibi içeceklerde bulunurlar. Bir çok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

Çayda var çayda. Hayatımda sudan sonra en çok sevdiğim içecekte dahi varmış bu madde koruyucu adı altında. Ve yine aynı yazıda diyorki;

”Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.” YOK ARTIK!

Bir üniversite sitesinde yazan bilgiye elbette güveniyorum ki araştırmadan doğrulamadan yazılmaz. Bir çok gıdada yer alan ancak bunca zararı olan bir şey neden kullanılır koruyucu adı altında anlamak mümkün değil. Yani üreticiler bilmiyorlarmı sanki bunca zararı. Biliyorlar. Herhangi bir ürünün üzerinde hadi diğer zararlarını geçtim astımı olanlar kullanmasın yazıyor mu? Yazmıyor. Bu bile resmen penaltı ve kırmızı kart. Bunu bile bile de ürünleri çocukların sevdiği ürünlere de katarak satıyorlar. Başka zararları varmı bakacağız.

Uluslararası kanser araştırma ajansının (IRCA) araştırmasında http://monographs.iarc.fr/ENG/Monographs/vol54/mono54-7.pdf

SMnin potasyum metabisülfit gibi gıda sektörünün çeşitli süreçlerinde ve koruyucu amaçlı kullanıldığı belirtiliyor. Ayrıca fareler üzerinde kanserojen madde ile ilgili yapılan bir araştırmada oral yoldan farelere SM verilidiği, tümör büyümesi görülmediği belirtilmektedir. Zaten IRCAnın kanserojen maddeler sınıfına girenler listesinde de adı yok.

“The uses of potassium metabisulfite are similar to those of sodium metabisulfite; it is used especiaIly in the processing and preservng of foods and beverages (Sax & Lewis, 1987)… Potassium metabisu/fite was tested for carcinogenicity in one study in mice by oral administration in the drinking-water and sodium metabisulfite in one study in rats by oral administration in the diet. No increase in tumour incidence was observed in mice, and there was no indication of a dose-related increase in tumour incidence in rats, but both studies had some inadequacies in reporting of data.”

Bu sefer aktüel dergisine bakacağız. 2014 kasım tarihli bir haber. http://www.aktuel.com.tr/dunya/2014/11/16/zehir-yiyoruz Prof. Dr. Fatih Gültekin uyarıyormuş bizi. Burada bir çok madde var hepsine değinecek zamanım yok siz okuyabilirsiniz ama konumuz olan SM ile ilgili şu bilgi var.

“Çocukluk döneminin en fazla görülen psikiyatrik bozukluğu olan hiperaktiviteyi sentetik gıda boyaları artırabilir. Hatta normal çocukların davranışlarını bile olumsuz yönde etkiler. Katkı maddelerinin bir kısmı DNA’ya, yani genlerimize zarar verme potansiyeline sahiptir. Örneğin günde 50 gram salam, sucuk ve pastırma gibi et ürünleri tüketenlerde bağırsak kanseri görülme riski yüzde 21 artmaktadır. Katkı maddeleri alerjileri, aspartam ve sukraloz gibi tatlandırıcılar migreni olanlarda baş ağrısını tetikler. Kola içindeki fosforik asit ise kemik erimesine yol açar. En çok etkilenenler elbette çocuklar.

BİSKÜVİLER

Normal bisküvilerde Sodyum metabisülfit (E223) vardır. Alerjiye yol açabilir, baş ağrısını tetikleyebilir, DNA’ya hasar verebilir. Diyet bisküvi tüketirken tatlı yerine tuzlu olanlar tercih edilmeli. Tatlı olanlarda asesulfam K (E950) ve neohesperidin DC (E959) gibi tatlandırıcılar vardır.

KONSERVELER

Sodyum benzoat (E211) ve Sodyum metabisülfit (E223) gibi koruyucu, Allura red AC (E129) gibi sentetik renklendirici içerenler tercih edilmemeli. Kanser riskini artırabilir, alerjiye yol açabilir, DNA hasarı oluşturabilir.”

Bir başka araştırma olan http://edis.ifas.ufl.edu/fy731 University of Florida araştırması diyorki;

Sülfitler gıda katkısı olarak Amerikada 1664den beri kullanılıyor, 1800lerden beri onaylı bir şekilde kullanılıyor. GRAS yani genel olarak güvenli sayılıyor. İnsanların az bir kısmı bu sülfitlere ekstra duyarlı ama az sayıda da olsa bu duyarlılık büyük zararlara sebep olabiliyor diyor.  

“As a food additive, sulfites have been used since 1664 and have been approved for use in the United States since the 1800s (Lester, 1995). With such a history of use, sulfites have been generally regarded as safe (GRAS) by the FDA, however it is suspected that a small percentage of the population is sensitive to sulfites. This sensitivity can cause a wide range of reactions ranging from mild to severe.”

Bununla da bitmiyor;

1988 yılında FDA 10 ppm ya da daha fazla olan sülfatlı ürünlerde yani sülfat saptanabilir bir seviyede mevcut olduğunda, GRAS statüsü olması için ek şartlar eklenmiş. Alıcı apaçık bir şekilde ürünün üzerinde sülfat olduğunu görebilmeli, gerekirse ayrıca bir kart ile bilgiyi alabilmeli denmiş.

Sülfatlar çiğ ete renk verebileceğinden bu da tüketicide sahte tazelik imajı oluşturacağından, ki sahte tazelik, sülfat seviyesi 10 ppm üzerindeyse ette aynı şekilde açıkça gözükecek şekilde bir ibare olması gerekirmiş. (İngilizceleri hızlıca çeviriyorum hatalı ve daha önemli gördüğünüz yerler varsa ingilizce metinlerde söyleyin.)

“In 1988, the FDA proposed new rules that would require the presence of sulfites in standardized foods be declared on the label when the sulfating agents have a functional effect or are present at a detectable level, defined as 10 ppm or more (FDA, 1988a). Additional rules affirmed the GRAS status of sulfating agents in certain specified foods at specified maximum residual levels, provided that the presence of sulfite is declared on the label of packaged products or on bulk containers “plainly in view” of the purchaser or is indicated by a counter sign, card, or another device bearing information that the product has been treated with sulfites (Sapers, 1993).”

“The USDA prohibits the use of sulfites on meat because they may give an appearance of “false freshness” by restoring the red color to raw meat. However, ingredients treated with sulfites may be added to meat in preparation of certain processed foods, beef stew for example. The USDAs Food Safety and Inspection Service (FSIS) adopted a labeling policy for processed meat products consistent with the FDAs regulation (10 ppm or higher require labeling of sulfites). Sulfites must also be declared if they make up one part of a multi-component dinner that contains 10 ppm or more of sulfites, even if the entire dinner contains a lower level than that.”

Günümüzde ise FDA tarafından sülfitler ette ve b1 vitamini kaynağı olan gıdalarda kullanılırken GRAS olarak değerlendirilmiyor (çünkü tiyamini öldürdüğü tespit edilmiş) veya tüketiciye çiğ veya taze olarak servis edilmesi gereken meyve ve sebzelerde de uygun değilmiş.

Şimdi ise şurada New York Timestan bir haber var http://www.nytimes.com/1986/07/09/us/us-issues-ban-on-sulfites-use-in-certain-foods.html

9 temmuz 1986 tarihli bu yazıda diyorki: sülfitler nedeniyle 13 ölüm ve astım gibi bir çok hastalığa sebep oldu. FDA da yasakladı diyor. Sülfitler gizli öldürücüdür diyor yazıda. Hatta neden bu yasaklamanın kısıtlı kaldığı dahi sorgulanıyor.

DEVAM EDECEK…

(Genel olarak SMnin ve sülfitlerin neden niye kullanıldığı ve ne olduğu ile ilgili bilgimiz var şuan ve zararlarını da öğrendik. Daha derine ineceğiz. Bir işe başlamak önemli. Başlamak bitirmenin yarısı.  Lütfen aklınıza gelen, karşılaştığınız her tür bilgi soru ve kaynağı yazın.)

Standart

ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 3

Daha önce şu üç yazıda (ilk yazı – ikinci yazı – üçüncü yazı – dördüncü yazı/ üstlerine tıklayarak açabilirsiniz)  Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği, ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları ve muadil arama çalışmalarının birincisi ve ikincisi yer almaktadır.

Bu araştırmalar başladığında yurtdışı kaynaklı ürünlerin Helal sertifikalarının olması aklımın ucundan dahi geçmezdi. Ancak Türkiye’de üretilen ilaçların dahi yokken acı bir gerçek olarak, onların var.

Bir önceki yazıda Blackmores ilacınının Helal sertifikalı olduğundan bahsetmiştim. Şimdi de yaptığım yazışmalar doğrultusunda FABFOL PLUS ilacının helal sertifikası olduğu bilgisine ulaştım. ve  domuz katkısı içermediği, ilaçtaki tek hayvansal yağın koyundan üretilen bir yağ olduğunu belirttiler.

HELAL sertifikalı ürünler varken, ülkemizde Bayer firmasının ELEVİT adlı ve DOMUZ katkılı ilacı neden ve nasıl doktorlar tarafından sürekli yazılıyor ve halk neden bu konuda bilgisiz bırakılıyor? Helal sertifikalı ilaçların hangileri Türkiye’de satışta? Soruların cevabını ne doktorlar doğru düzgün verdi, ne Bakanlık, ne Diyanet… ve hatta Diyanetin önceki yazılarımda yer alan soruma yazdığı cevapta alternatif Helal ürün varsa o kullanılmalıya gelen cümleleri böylece uygulanmak zorunda kalıyor.  Üzülmemek mümkün değil. Ülke bir şekilde gereksiz birden fazla olayla karıştırılırken, aslında neler yediriyor, neler içiriyorlar ve farkında bile değiliz.

İşte FABFOL PLUS ilacı ile ilgili firmanın cevabı.

Fabplus cevap

 

* Burada yazılanların tümü beni bağlar. Kimseye ilaç kullanmaması önerilmemektedir veya hangi ilacı kullanacağı önerilmemektedir. Doktorları dinlemek kesin ve şart yapılacak eylemdir.

Standart

ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 2

Daha önce şu üç yazıda (ilk yazı – ikinci yazı üçüncü yazı/ üstlerine tıklayarak açabilirsiniz)  Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği, ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları ve muadil arama çalışmalarının birincisi yer almaktadır.

Şimdi ise ikinci muadil çalışma için incelediğim ve yurtdışı yazışmalar yaptığım Blackmores Pregnancy & Breast-Feeding Gold ilacından bahsedeceğim.

İlaç Avustralyada üretiliyor. Türkiyede yok diye tahmin ediyorum. Firmaya, Bayer firmasının Elevit ilacında domuz katkısı olduğunu, kendi ürettikleri ilaçta domuz katkısı olup olmadığını sordum. Gelen cevap karşısında şaşkınım açıkçası. Firmadan gelen cevapta;

1- Blackmores Pregnancy & Breast-Feeding Gold adlı ilaçlarında inekten üretilen bir jelatin olduğu,

2- Jelatini üretimi ile ilgili Helal sertifikaları olduğu.

3- Tedarik zincirlerinin kompleks bir yapıya sahip olmasından dolayı, dürüstçe söylemek gerekirse Helal sertifikası elde etmenin çok ama çok zor olduğunu, FAKAT Blackmores firması olarak belirli sayıda ürünler için Helal sertifikasını koruyabilmek için sıkı çalıştıklarını,

4- Ve daha detaylı bilgiler için şu linkleri ziyaret edebileceğimi yazmışlar. http://www.blackmores.com.au/products/pregnancy-breast-feeding-gold – http://www.blackmores.com.au/learning-centre/article/halal-products

Gerçekten inanılmaz. Ülke olarak, Müslüman bir ülke olarak, Bakanlık ve DİB düzeyinde “Helal sertifikası olan ilaçlar şunlar” diye bir listemiz dahi yokken. Avustralyalı bir firma, ürünlerinde Helal sertifikası alıyor. Helal sertifikası olan ürünlerini ayrıca listeliyor ve bunları korumak adına çalışıyor. 

Firmanın Helal sertifikasını verdiğini tespit ettiğim Al-Imanı biraz araştırdım. Yine Avustralyada 1990 yılında Islamic Coordinating Council of Australia Inc. olarak kurulmuş. Şimdi adı Al Iman Islamic Society Inc. Geçerli ve doğru bir yapı gibi gözüküyor açıkçası. Daha detaylı incelemek isteyenler için sitesi http://www.aliman.com.au/index.php

Yani iş daha da inanılmaz bir hale gelerek, Türkiye gibi müslüman bir ülkede olmayan bir yapı ortaya çıkıyor. Devlet konrolünde ve devletin yasalarına bağlı, ancak sivil bir yapısı olan bir Helal sertifika vermeye yetkili bir firma var Avustralyada. Buraya kadar tamam belki, ama ilaçlara dahi helal sertifikası verecek düzeye gelmişler. Ülkem için daha çok üzülmeye başladım. 

Firmanın verdiği bilgiler ve bir kaç ufak araştırmam bunlar. Aşağıda firmanın cevabı ve benim sorum, noktası ve virgülüne dokunulmamış şekilde yer almaktadır. 

Şunu rahatça söyleyebilirim artık. Doktorların su gibi yazdığı Bayer firmasının domuz katkılı ELEVİT adlı ilacına mecbur değiliz gibi gözüküyor.

blackmores cevap

Standart

Elevit domuz katkısı nedeni ile muadil arama çalışmaları – 1

Daha önce şu iki (ilk yazıikinci yazı / üstlerine tıklayarak açabilirsiniz) yazıda Elevit ilacında yer alan domuz katkısının teyit edildiği ve ilgili birimler ile Bakanlıkların cevapları yer almaktadır.

Bu yazılara gelen güzel tepkiler ve ayrıca duyarlılığı ile araştırmaya devam için destek veren ve hatta araştırmaya katkıda bulunan herkese teşekkürler. Yavaş yavaş araştırma süreçleri ilerliyor. Öncelikle sizlerden çokça gelen 3-4 ilaç üzerinde duracağım. Bunlardan 2 si yabancı.

Varsa bu işlerin uzmanı Prof.- Dr. tanıdığınız veya siz lütfen konuyla ilgili detaylı bilgi içerecek cevap ve mail göndermekten çekinmeyin. “Evet açıklama doğru” veya “Hayır açıklama yalan aslında şöyle” diyecekler var ise lütfen çekinmesin. Doğru bilgiye ulaşmak için tek kaynak bu zamanda asla yeterli değil.

Decavit Pronatal bu süreçte sürekli önüme sürülen ilaçlardan biri. Decavit Pronatal üretici firması Koçak İlaç firması ile yaptığım yazışma aşağıda yer alıyor. Eklemeden, çıkarmadan, nokta ve virgüle dokunmadan.

Özellikle detaylı sordum, çünkü bazı firmalar katkı içermemekte diyor ancak kimyasal tepkimelerde veya buna benzer yan eylemlerde kullanıyor. Ayrıca geriye kalan 3 ilaç ile ilgili de firmalarla yazışmalarımı yine tarafsız bir şekilde yayınlayacağım. 

Ayrıca Koçak İlaç firmasından Kimya Müh. Banu Hanımın mailide aşağıdadır.

koçak ilaç cevap

———

Kimden: FABRİKA <fabrika@kocakilac.com>
Tarih: 31 Aralık 2013 10:58
Konu: Re: DECAVİT Pronatal
Kime: xxxxxxxxx

Sxxxxx bey,
Decavit Pronatal isimli ürünümüz herhangibir domuz ürünü içermemektedir.
iyi günler
Kimya Müh. Banu GÜREL

———

*Bu yazıda kimseye ilaç kullanması, ilaç bırakması veya doktora danışmadan herhangi bir ilacı tercih etmesi tavsiye edilmemektedir. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyin. 

*Katkılarından dolayı Selim Bey’e teşekkürler.

Standart

İlaçlar hakkında DİB cevabı (Elevit ve Domuz konusu)

diyanet-isleri-baskanligi-logo

Daha önce https://talhaerhan.wordpress.com/2013/10/24/ilaclar-saglik-bakanligi-elevit-ve-domuz/ yazımda Elevit adlı ilaç ve içeriğindeki DOMUZ katkısı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Müthiş rahatsızlığım devam ediyor ilaçlar ile ilgili ve bu konuda Müslüman ülkelerin bir olup (hangi konuda bir oldular da bunda olacaklar diyenler haklı) bu işi ACİLEN çözmeli.

İşin peşini elbet bırakmadım. Bayer genel merkezden hala dönüş yapılmadı, bekliyorum. Diyanet İşleri Başkanlığından ise cevap var. Cevabı yorum yapmadan yayınlayacağım. Bundan sonra tüm yorumlar size ait. Tartışabiliriz.

DİB’e

-ilaçların kontrolü sırasında Helal ve Haram noktasında dahil olup olmadıklarını,

-neden olmadıklarını,

-haram maddelerin kullanılarak üretimi yapılan ilaçların hastalar tarafından kullandığı,

-bu ilaçları doktorların yazdıkları ve vebal altında olup olmadıkları konularında bir e-posta göndermiştim. Cevabı;

DİB cevap

Standart

İlaçlar, Sağlık Bakanlığı, Elevit ve Domuz!

520,saglikbakanligilogo-vektorel bayer_30947 5431

Ülkemiz farklı süreçlerden geçiyor. Gerçekten zor virajlar alıyor/alamıyor ancak bir değişim ve evrim söz konusu iyiye doğru.

Devlet bu değişim sırasında çeşitli yollardan ve farklı bir hizmet anlayışı ve kalite kapsamında halka daha iyi hizmet için yarışma içerisine giriyor. Çünkü bunu yapmaz ise iktidara gelen hükümet, bir sonraki seçimde halk gereğini yapıyor.

Bu büyük ve zor değişim içerisinde kamu hizmetlerini veren Bakanlıklardan biri olan Sağlık Bakanlığı ile ilgili bir konuya yaşadım. Paylaşacak olduğum bu konu Türkiye Cumhuriyeti üzerinde özellikle Müslüman fakat yaşayan tüm insanları etkileyen bir konu. İlaçlar ve domuz.

Geçtiğimiz günlerde, 21.10.2013 tarihinde twitterda bir bilgiye denk geldim. Elevit (Hamile adaylarına, hamillere ve hamilelik sonrası kullanım için yazılan bir vitamin ilacı) adlı ilaçta domuz katkısı olduğu yazıyordu. Asparagas haber olduğuna inandım ilk okuduğumda ve ciddi manada değer vermedim bu bilgiye fakat eşime de doktorun tavsiye ettiği ve evde bir kutu olan bu ilacı araştırmam gerektiğini düşündüm.

Bu düşünce ile öncelikle Sayın Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’na tweet attım ve hemen o saniyede yine http://www.bayer.com.tr/ebbsc/cms/tr/contact.html adresinden konuyla ilgili bilgi almak için başvuru formunu doldurdum ve gönderdim Bayer TR’ye.

Yaklaşık 2-3 saat içerisinde telefon ile isminin Ahmet K. olduğunu belirten görevli kişi Bayer Medikalden aradığını ve E vitamininde domuzdan elde edilen bir maddenin kullanıldığını teyit etti. Bu teyidi o rahatlıkla yaparken, ben kızarıp bozarmıştım ve ne yapacağımı şaşırdım. Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. Ardından Bayer TR sitesinde yer alan telefon numarasından tekrar aradım. Bakalım bu bilgiyi veren kişi gerçekten orada çalışıyor mu ve bilgi doğru mu diye? Santral çıktı, ilgili bölüme aktarıyorum dedi ve karşıma çıkan kişi gerçekten de Ahmet K idi yine. Aynı bilgiyi tekrar teyit etti. Bu bilgi prospektüste yer almıyor. Yani bir son kullanıcının bilme ihtimali yok. Neden yazmıyor dedim? Bu tip kaynak bilgilerin prospektüslerde yer almayacağı cevabını verdi.

Müslüman bir insan olarak, yaşadığım ülkeninde büyük çoğunluğunun müslüman olmasına rağmen böyle bir rezaleti yaşıyor olmam moralimi sıfırın altına indirdi. Bayer firması kendi ilacında domuz katkısını teyit etmişti.

Bu bilgi teyit edilince hemen Sayın Bakana ve Sağlık Bakanlığı twitter adresine tekrar twit attım, ancak yine dönüş olmadı. 

Tüm bunları kafamda değerlendirirken, aylar önce çıkan aşılarda da domuz ve benzeri katkılar olduğu haberi aklıma geldi. Buna da daha önce ihtimal vermemiştim, ancak şimdi vermediğim için kendimi suçluyorum resmen.

Aklıma gelir gelmez bu fikir, hemen Bilgi Edinme Kanunu kapsamında Sağlık Bakanlığına http://bilgiedinme.saglik.gov.tr/ adresinden Elevit adlı ilaç ve aşılar ile ilgili sorumu sordum. Soruyu sorduktan sonra göndere basmam ve beni müthiş bir endişenin kaplaması, gelecek cevap için sabırsızlanmam başladı.

Bu arada Bayer TR bu bilgiyi verdi ama acaba bu hatalı bir bilgi olabilir mi diye Bayerin yurt dışı genel merkezine de Elevit ilacı ve domuz ilişkisi ile ilgili soru sordum. Aynı gün içerisinde yani 21’inde şu cevabı döndüler

Dear Mr./Ms. OZCAN,

Thank you for your interest in our company.

We have forwarded your enquiry to the responsible subgroup/service company of Bayer AG. We are sure you appreciate that it will take a little time before we can provide you with a satisfactory response to your e-mail. 
We will contact you as soon as possible. If you have any further questions, we will be pleased to help. Please specify the relevant Bayer MailDesk registration number in the subject line.

Best regards,

Yours Bayer MailDesk Team”

Yani diyorki, “İlginiz için teşekkürler, sorunuzu ilgili birime yönlendirdik. Takdi edersinizki, sorunuza tatmin edici bir cevap verebilmek biraz zaman alacaktır. En kısa sürede sizinle irtibata geçeceğiz.” 

Eyvallah dedim. Beklemeye koyuldum.

Bayer TR domuz katkısı var dedi. Bakanlıktan ve Bayer genel merkezden cevap bekliyordum 21’inde.

Bu arada twitterda bu konuyu gündeme getiren @detroitkızıl ‘a ayrıca teşekkür ederim. Sebep oldu.

Bu gün ayın 24’ü Sağlık Bakanlığının öncelikle Bilgi Edinme Hakkı kapsamında gerçekten hızlı ve akıcı bir sistem geliştirdiğini söylemeli ve Bakanlığa teşekkür etmeliyim. Bu gün 3.gün ve cevap geldi.

Ancak Elevit adlı ilaç ve aşılar hakkında sorduğum sorunun cevabı bende Türkiye Cumhuriyeti üzerinde sağlık ile ilgili her şey hakkında büyük bir yıkım yaratmış durumda. 

24.10.2013 tarihli Sağlık Bakanlığı cevabı;

Bilgi Edinme Basvuru Formu – Cevap Bilgileri
Cevap Tarihi/Saati: 24.10.2013
Basvuru Sahibinin Adı – Soyadı: Talha
Basvuru Sahibinin E – Posta talha.ozcan@outlook.com
Cevaplayan Kisi/Birim: Y.T (kişi ismini gizledim. Kişileri tartışmıyoruz.)
Cevabın Konusu: .
Cevabın Niteligi: Olumlu (olumlu olan nedir anlamadım.)
Verilen Cevap:

Sayın ÖZCAN,
Bilgi Edinme Birimimize ulasan basvurunuza ilgili birimden verilen cevap asagıda
yer almaktadır.
Sayın ÖZCAN,
“Ilaçlarda kullanılan yardımcı maddeler hakkındaki basvurunuz elimize ulasmıstır.
Ilaç üretiminde kullanılan jelatin ile ilgili olarak, Bakanlıgımızca yapılan
ruhsatlandırma sürecinde ilaçlarda kullanılan film kaplama materyalleri gibi yardımcı
maddelerin hangi kaynaktan oldugu degil bu ürünlere ait sunulan kalite uygunluk
belgelerinin kontrolü zaruri ve insan saglıgı açısından önemlidir. Söz konusu
yardımcı maddelerin kalite standartlarına uygunlugunun, konusunda uzman bilim
adamlarından olusan komisyonlar tarafından degerlendirilmesinin ardından
kullanımlarına izin verilmektedir.
Bilgilerinize sunarız.”

Verilen cevap Türkçe ancak detaylandırmak istiyorum. Bakanlık diyorki, ister Domuz, ister Maymun, ister İnsan farketmez, ben kullanılan film kaplama materyalleri gibi yardımcı maddelerin kaynağını sormuyorum. Kaynağın kalite uygunluk belgeleri kontrolü yeterli. Yani Maymunsa kaliteli mi? Domuzsa kaliteli mi? İnsansa kaliteli mi? buna bakarım senin sağlığını da bozmuyorsa HARAM olup olmaması beni ilgilendirmiyor diyor. Bayer TRde çalışan kişinin verdiği prospektüste yer almaz cevabını da resmi olarak teyit ediyor.

Açık ve net bir şekilde rezalet bu değilse, ben bir şey bilmiyorum. Müslüman bir ülkede, Müslüman bir insan olarak ilaçta yer alan maddelerin kaynağını sormadan bana içiren bir Sağlık Bakanlığından söz ediyoruz ki bahsi geçen Elevit adlı ilacın Domuz katkısı içerdiği Bayer Tr tarafından teyit edilmişken.

Sağlık Bakanlığının cevabında sadece Elevit adlı ilaç için değil. Tüm ilaçlar için uygulanan prosedürden bahsediliyor. Şimdi bu durumda içtiğimiz tüm hayvan içerikli ilaçlar Bakanlıktan aldığımız bilgi dahilinde Haram olup olmadığına bakılmaksızın ülkeye sokuluyor ve insanlar tarafından kullanılıyor.

Peki buna kim dur diyecek?

Başka hangi ilaçlarda bu tehlike var ve ben neden domuz katkılı ilaçları içmek zorunda kalıyorum?

Doktorlar neden hayvan yağları ve katkıları olan ilaçlar yerine, bitkisel ilaçları hastalarına yazmıyorlar?

Bu problemi kim çözecek?

Yıllardır neden hiç bir gazeteci bu konuyu yazmıyor araştırmıyor?

Bakanlık ve Sayın Bakan neden sessiz kalıyor ve hala cevap vermiyor?

gibi daha bir çok soru var aklımda. Yazıyı şimdilik sonlandırıyorum. Ancak yazacak daha çok şey var.

Hala daha Bayer’in yurt dışında yer alan genel merkezinden gelecek olan cevabı bekliyorum. O cevapta geldiğinde konu iyice netleşecek ve rezaletin boyutlarını göreceğiz. Bayer’in mailini de yine burada paylaşacağım.

Not: Gönderilen mailler ve alınan cevaplar tarafımdan arşivlenmiştir. Bu yazıda kimseye ilaç kullanımını bırakması tavsiye edilmemektedir. İşte cevaplar;

1- İLAÇLAR HAKKINDA DİB CEVABI (ELEVIT VE DOMUZ KONUSU)

2- ELEVIT DOMUZ KATKISI NEDENI ILE MUADIL ARAMA ÇALIŞMALARI – 1

3- ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 2

4- ELEVİT DOMUZ KATKISI NEDENİ ILE MUADİL ARAMA ÇALIŞMALARI – 3

 

Standart