E5 (D100) YOLUNDA EMNİYET ŞERİDİ OLMAMASI ŞİKAYETİMDE SON DURUM. İBB BEYAZ MASA ÇÖZÜM DEĞİL ŞİKAYET EDİYOR. #emniyetşeridihayattır

Bir önceki yazımda (tıklayınız bir önceki yazı için) diğer kamu kurumlarından cevap beklediğimi belirtmiştim. Süreç şöyle devam etti;

  • Karayolları, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığına, Emniyet GMye aynı şikayeti önceki İBB cevabında belirttiğim ilgisiz ve kayıtsızlık nedeni ile ilettiğimi yazmıştım.
  • İBB şu rezil cevabı attı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü ile görüşülmüştür. Görüşme neticesinde tarafımıza verilen bilgi aşağıdaki gibidir:
    “Talebiniz, bölgeye ilişkin çalışmalarda değerlendirilecektir.”  İBB burada vatandaşla dalga geçiyor. Ben kompozisyon yazmışım sorular sormuşum, gelen cevaba bakar mısınız? Vatandaşla böyle dalga geçilemeyeceğini vatandaş için çalışıyor olduklarını her kurum her memur adı gibi ezberleyecek bu ülkede. HEPSİ! İBB cevap
  • Karayollarından cevap gelmedi henüz eğer atlamadıysam
  • Ulaştırma Bakanlığından da henüz gelmedi,
  • İçişleri Bakanlığı, İBB ve İstanbul Valiliğine şikayetimi ilettiği konusunda mail attı, içişleri bakanlığı cevap
  • İBB, ilgili şikayet vatandaştan değil üst makamdan gelince tutuştu (yusuf yusuf dersem tam tabir olur kusura bakmayın) ve cevabı değiştirdi. VATANDAŞ SORDUĞUNDA ADAM GİBİ CEVAP VERMEYİ ÖĞRENECEKLER! Cevap şöyle; ibb cevap 2ibb cevap 3

Şimdi cevabı okursunuz ama okumazsanız uzun dersiniz belki diye ben belirli noktaları daha da uzun ve açıklayarak yazacağım.

Öncelikle, cevap verilen yazıda imla yok, özen yok, dikkat yok ve ana tema olarak hepimizin bildiği şeyleri vatandaşa geri şikayet etme var. 

Şimdi gelişmeye gelelim,

İBB diyorki; “Ancak kentte hergün 400 adet otomobil yeni özel araç trafiğe dahil olmakta ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir. Bu bağlamda yeni açılan yollar veya alınan ilave tedbirler de bu artış karşısında yetersiz kalabilmektedir.”

Kardeşim BANANE (benena)? Bana niye şikayet ediyorsun bu konuyu. Bu da senin sorunun. Ben vatandaşım çözüm isterim hizmet isterim sen bana çözümsüzlüğü söylüyorsun. BANANE! Ben mi düzenleyeceğim vatandaş olarak araçların trafiğe dahil olup olmamasını! Cümlenin devamında şuraya bakın ne kadar anlamsız ve öylesine laf olsun diye yazılmış “ve bu araçların sahipleri olan insanlar bunları trafikte kullanmaya devam etmektedir.” Bu araçların sahipleri ne yapacak :)))) Araçları kullanmayacaklar mı? Kenara koyup saklayacaklar mı sandın anlamadım? Bu cümledeki tek iyi şey son bölümde yer alan yetersiz kaldıklarını kabullenebilmeleri. EVET YETERSİZLER!

İBB diyorki “Bu bağlamda ; başta D100 koridoru olmak üzere tedbir alınması muhtemel tüm yollarda dünyadaki gelişmiş birçok kentte örnekleri olduğu gibi emniyet şeritleri olarak ayrılan alanların,aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması öngörülmüştür. Paris,roma,Londra,Brüksel ve Amsterdam gibi kentlerinde karayolu yol ağı altyapısı incelendiğinde D100 sınıfında ve geometrisindeki birçok yol aksında emniyetşeritlerinin olmadığı görülecektir.”

İmla ile ilgili özen olmadığını başta söylemiştim. Yazının tümünde yok bu bu cümlede daha açık gözüküyor. Harf hataları vs vb hiçbiri bana ait değil o cevaplarda, kopyala yapıştır yapıyorum yazıdan. Emniyet şeritlerinin aktif trafik düzenine tedbirli olarak katılımlarının sağlanması  diyor fakat bana İBBnin bir önceki gönderdiği yazıda emniyet şeritlerinin TEM hariç tüm yollarda tamamen kaldırılmasına karar verildiği yazıyordu. Yani bu söylediği ya yalan, ya da bir önceki cevap yalan. Birinden biri sallıyor. Fransada, İngilterede, İtalyada vs vb diye de geçiştirmiş, ancak ben özellikle örnek vermeleri için belirtmiştim bir önceki yazımda hangi yol, adı ne vs vb detay ama vermemişler.

İBB diyorki; “…trafiğim akış durumuna göre sürekli olarak boş şekilde tutulması gereken en sol şerit ve uygulamanın olduğu yollarımızda bulunan emniyet şeritleri maalesef bilinçsiz sürücülerin işgali altına alındığından acil durum geçişleri yapacak öncelikli araçların geçişleri engellenmektedir.Lakin gelişen teknolojinin imkanlarından istifade edilerek oluşturulmasına devam edilen denetim sistemi…”

Kahkaha atarak okudum. Çözümle ilgili hiçbir şey yazılmadığı gibi buraya kadar, çözümsüzlükleri hepimizin gördüklerini bildiklerini anlattığı kadar, güldürmeyi de biliyorlar. Daha hemen yukarıda her gün 400 araç çıkıyor diye şikayet ederken, şimdi de gelmiş diyorki en sol şeridi aslında siz boş bırakmalısınız :))))))))))) HAHAHAHAHAHA Adama böyle gülerler. Ya yanlış yazdı, veya dalga geçiyor gerçekten. Emniyet şeritlerini öküzler işgal ediyor diyor o doğru bak. Buna %100 katılıyorum. Ancak bahsi geçen yol E5te emniyet şeridi yok, konu ne ara emniyet şeridine geldi? Benim şikayet konumla hiç ilgisi yok. Aaaa pardon onlar bana şikayet ediyorlardı değilmi. 

Burada ne bir soruma cevap verdi, ne özen gösterdi, ne de şikayetimi anladığından eminim çünkü bana insanlar emniyet şeridi işgal ediyorlar diye şikayet etmeye başladı. 

İBB diyorki; “Bir ulaşım aracı olan bisiklet kullanılarak erişim sağlanması için bisiklet yolları inşa edilmekte”

Bir önceki yazımda yayalara göre yolların da öncelikli dizayn edilmesinden bahsettiğim için bunu yazmış, fakat bu sayı yukarıda örnek vermeyi bildiği avrupadan çok daha az ve burada o Avrupa örneklerini vermekten korkmuş ki yazmamış.

“Özel araç kullanımını zorlaştırıcı kullanan öder mantığı içerisinde çalışmalar yapılmakta”

Bu mesela bir çözüm, tüm yazı boyunca ilk defa bir çözüm gördük vatandaş şikayetine, ancak bu çözüm de yine ana temamız olan emniyet şeridine değil, yayalaştırma ve toplu taşıma kullanımı için çözüm, yapabilirlerse bu çalışmaya ne güzel.

Yazının sonunda İBB diyorki; “(İlgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz)”

Vatandaşlar! Ey Halkım! bu İBB Beyazmasa zaten niye var? Ben her müdürlüğe tek tek gideceksem niye İBB Beyazmasaya yazıyorum. İBB Beyazmasa benim temsilcim değil mi İBBde? Halka dönük yüzü değil mi İBBnin her müdürlüğü ayrı ayrı niye meşgul edeyim? Ben sana soruyorum, sen ilgili müdürlüklere ilet, yetkin var ilet ilgili müdürlüklere, gelen cevabı bana gönder. Ki zaten tek yaptığın bu herhangi bir yaptırım gücün yok. Ancak tahmin ediyorumki, ilgili müdürlükten bilgi alabilirsiniz dediği her sorumun cevabı olumsuz ve yine burada bu cevaplarıyla ne kadar özenli olduklarını ve başlarından atmak için uğraştıklarını görebiliyoruz. Ayıp ve yazık.

Bir önceki yazıda yer alan 1. soruma cevap yok, 2. soruma cevap yok, 3. soruma cevap yok, 4. soruma cevap yok, 

5. sorumla ilgili olarak link atmışlar linkte incelediğim kadarıyla şerit genişliği ile ilgili metre belirten sadece şu cümle var “Yol ve şerit genişlikleri yeterli olmalıdır (en az 3,4 metre genişlikte en az iki şerit). Dar şeritler çok az bir hata marjı sağladığından, hız sınırları sürücülerin sürekli şerit içinde kalmaları için gereken sınırı aşmamalıdır.” ancak E5te şu kadar, linkte yer alan bilgi şu ve uyuyor denmiyor. E5te şerit genişliği ne kadar yazmamışlar. Belkide yazamamışlardır ha?

Cevapta olumlu olan şeylerden bir diğeri, ikincisi ve sonuncusu şu cümle;

“Çok mecbur kalınmadıkça yeni yol aksları açılmayarak arazi kullanımının suistimal edilmemesi ve özel araç kullanımının teşvik edilmemesi sağlanmaktadır.”

Bravo. En azından bunu düşünmüşler diyebiliyorum. Ama şüphem de var, acaba düşündüklerinden mi yoksa yer yok oralara da ev mev yaparız dediklerindenmi böyle yapıyorlar emin olamıyorum.

Sonuç olarak;

Bu yazıdan başka dönüşler gelecek mi ilgili kurumlardan bilmiyorum, ancak vatandaşla iletişim ve hatta çözüm odaklı iletişiminiz “gidin ilgili müdürlüklerden bilgi alın”sa Beyazmasa boşuna. Olayınız çözümleri anlatmaktan çok problemleri anlatmak ve olan durumu vatandaşa şikayet etmekse İBB Beyazmasa boşuna var. İnanılmaz amatör bir çalışma sürdürüldüğü çok açık Beyazmasada, illa üstmakamdan şikayetin gelmesi gereken süreçle başlayıp şu gelen alelacele dikkatsizce yazılmış cevaba kadar her şey amatörce, ilgisizce.

Ben bu gelen cevapta kesinlikle anlamlı, mantıklı, çözümcü hiçbir açıklama görmüyorum. Hala daha E5te sabah trafiğinde kalp krizi geçirsem emniyet şeridi olmadığı için bana ambulans nasıl yetişecek veya ben hastaneye nasıl yetişeceğimin cevabını verememişler. Onun haricinde bir sürü safsata var.

Geri kalan tüm değerlendirmeleri size bırakıyorum.

Unutmadan Belediyeye İçişleri ve Emniyet GMden iade yazısı da şurada;

emniyet ve içişlerinden iade

#emniyetşeridihayattır

Standart

İstanbul, trafik, beton, nefes, cctv, eds, emniyet şeridi, maden, insan, ölüm…

Bu kadar mı zor yaşadığın ve yönettiğin şehre sahip çıkmak? Bu kadar mı zor paraya boyun eğmemek ve “dur!” demek?

Her gün iş yerinden çıkarken servise binip eve gitmek için verdiğim mücadelede aklıma gelen sorular bunlar. Her gün! Ben bunu her gün düşünürken yöneticilerin düşünmemesi imkansız. Ama neden böyle olmaya devam ediyor o zaman? Bilmiyorum. Ama üzülüyorum. Üzüldüğüm kadar sinirliyim de.

Her gün trafiğe sokağa çıktığında gördüklerinden memnun kalmadıkça nasıl o şehirde yöneticiliğe devam edebilirsin? Durup hiç düşünmez mi insan “yahu ne yaptık biz? Bu insanların en az günde 2-2.30 saatleri trafikte geçiyor. İnsanlara nefes alacak alanlar kalmadı” diye. Şehrin insanları böyle yaşadıkça verim azalıyor, stres artıyor, sinirler geriliyor, ömür bitiyor…

Hiç bakmaz mı insan Osmanlı zamanında bu şehir nasılmış? Cumhuriyetin ilk dönemlerinde nasıl mış? Şimdi nerelere gelmiş, ne kadar çirkinleşmiş… Yüzüne bakılmaz hale gelmiş bir prenses düşünebiliyor musun sen hiç? Bilsem ki bu şehir gollum zaten, bu çirkinleşmeye tek lafım olmaz. Ama biliyorumki bu şehir bir prenses, bir inci ve çirkinleşiyor, kayboluyor güzelliği. İşte buna lafım var. Hiç düşünmez mi insan yıllardır “yahu biz çözüm aramaya çalışıyoruz İstanbul için, fakat bir yandan da aradığımız çözümlere engel olacak, taş koyacak iş yapıyoruz. Sürekli inşaat yapıp bina dikip İstanbul’a daha çok yükleniyoruz. O yüzden bu işi hiç çözemiyoruz.” diye. İstanbul’un çözümsüzlüğü bu. Öyle bir Başkana ihtiyacı varki İstanbul’un, yıkmaktan korkmayacak, sorumluluktan baskıdan yılmayacak İstanbulun çirkinlik sorununu çözmek amacı ile başa gelecek bir belediye başkanına ihtiyacı var. Yıllardır böyle bir başkan gelmedi.

Yönetilmiyor İstanbul. Başıboş sanki… Sahipsiz kalmış. İstila etmiş uzaydan gelen beton binalar. Uzaylılar göndermiş de istila edilmiş hep boğazın kıyıları. Hepsi birer ucube gibi dikilmiş şehrin göbeğinden denizin kıyısına kadar binalar. Dikmek yetmemiş en yükseğini biz yapacağız yarışına girilmiş ve kazanılmış en yüksek gökdelenler yapılmış İstanbul’a. Daracık sokaklardan nefes alacak yer kalmamış, gökyüzüne hasret insanlara.

Ekonomi inşaat ekonomisi ülkede. Anlıyorum. Önemli bir geçiş süreci var genel olarak her alanda. Ama inşaat ekonomisine de bir yerde dur deyip reel ekonomiye geçiş yapılmalı. Çünkü ben artık “inşaatlar dursun gerekirse batsın ekonomi ama gökyüzünü göreyim, evime rahat gideyim Allah aşkına!” modundayım.

Trafiğe bakıyorsun, çözüm olur rahatlatır ulaşımı dedikleri “otobüs şeridi” projesini bile beceremediler. Belirli saatler arasında o şeridi güya sadece otobüs kullanacaktı. Yahu adam emniyet şeridini otoban gibi kullanıyor sen daha bunun önüne geçemeyerek ACİZ kalmışsın, otobüs şeridine girmeyecekmiş adam. vay anasını ya. He unutmadan elimizde EDS diye de saçma sapan bir uygulama var. Detayına girmek dahi istemiyorum.

ACİL ve hızlı bir şekilde Londrada yer alan CCTV sistemine geçmesi EDS diye kurduğu hiçbir işe yaramayan ve asıl olması gereken yerlerde olmayan çarpık sistemi de CCTV ile desteklemesi, şehrin her santimini bu sistemle gözetlemesi gerekiyor Emniyet ve Belediye tarafından. Bu söylediğim de hayal değil asla! Böyle büyük bütçelere sahip bir şehir için hiçbir şey. ama bu şekilde yapılanlar cezasız ve denetimsiz kalırsa şehir elden gitmeye devam eder. Ediyor da.

Denetimsiz, cezasız demişken…

Her gün bu çileyle İstanbulda yaşarken, diğer yandan aldığımız şehit haberleri, maden faciaları…

Şehitlerimize Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun inşallah. Ailelerine sabır versin mevlam. Bu dualarım dışından bir şey yazamıyorum… Allah belalarını versin. Allah onları kahretsin. Olan biten zaten ortalıkta. Kimin ne yaptığı, yapmadığı… Ama şunu net söyleyeyim bu şehit haberlerinden sonra, Kobani umrumda değil. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından ve bu ülkeyi seven vatandaşlardan hiçbirinin de umrunda olmaz askeri polisi şerefsiz kansız hain teröristler korkakça vurdukça. Kamu düzenini bozdukça birileri bu ülkenin toprakları içerisinde, bu ülkenin sınırları dışındaki topraklar niye umrumda olsun? Değil kardeşim. Önce bu ülkenin düzenin kanunu kuralına uyacaksın. Sonra bakacağız açılımına. Eğer bu şekilde olmazsa bu millet hesap sorar. Sordu da daha önce. Şeref yoksunları.

Madenlere gelince; yüzlerce vatandaşımızın öldüğü, çocukların babasız, kadınların kocasız kaldığı maden felaketinden sonra ülkede bulunan tüm madenlerin ruhsatlarını iptal edip, ruhsat alabilmeleri için yeniden en sıkı şekilde denetime tabii tutmayan, son maden kazasından sonra “Kapatmak istediğimizde 50 kişi araya sokuyorlar” diyebilen, “Maliyetten kaçıyor maden sahipleri, biliyorum” diyip bir şey yapmamış olan, “biz tali denetleme görevi yapıyoruz” diyerek denetleme işini küçümseyerek sorumluluk asıl bizde değil demeye getiren, “daha yeni özellikle küçük madenleri hepsi kapatılmalı” diyen Bakan ve  Bakanlar kusura bakmayın bugün bu saat oldu hala ülkede yer alan tüm madenler kapatılmadı ve hala ruhsatları iptal olmadı ve hala tekrar hızlı ve güvenli bir şekilde denetime tabi tutulmuyorlar.

Ne değişiyor? Niye sadece boş boş konuşuyorsunuz. Hızlıca hareket etsenize işler düzeltmek için.

Kılıçdaroğluna hayatım da ilk defa katıldım sizin yüzünüzden. Adam dediki “ Neden insanlar öldükten sonra koşa koşa gidiyorlar, neden ölmeden önce gitmiyorlar?”

Bakanlar sırf şu Kılıçdaroğluna bu soruyu sordurttukları için bile istifa etmelidirler. Bu kadar kolay mı ya yüzsüz bir şekilde 50 adam araya giriyor kapatamıyoruz gibi açıklamalar yapmak.

Sen Bakansın kardeşim. Kapatacaksın. Oy kaybetmekten korkmayacaksın. İnsan için, Hayatlar için, ülke için ne doğruysa, neyi doğru biliyorsan onu yapacaksın! Yapmıyorsan, kapatamıyorsan BECEREMİYORSAN bırakacaksın.

Ama yok! Benim memleketimde denetimsiz, cezasız kalıyor işverenin insan hayatını umurusamadan Allah korkusu olmadan gözünü para bürümüş şekilde maliyetlerden kısacağım diye madeni işletmek için gerek ve şart önlemleri almaması. Tüm bu ölümler olduktan sonra ben de derim hukuki süreç başlatıldı, cezasız kalmayacak gak guk. Hukuki süreç bundan önce başlayacaktı o madenler KA PA TI LA CAK TI!

Güya müslüman ülke biziz. Dinin sana ne emrediyor? Sen yapabileceğin her şeyi yaptıktan sonra Allah’a havale et işini diyor. Sen ise işveren olarak da, Devlet olarak da yapabileceklerinin hiçbirini yapmadan, o madende tüm güvenlik önlemlerini almadan, o maden güvenlik önlemlerini almadıysa madeni kapatmadan, elinden gelen her şeyi yapmadan işi Allah’a bırakıyor, kaza bela olmasın diye dua ediyorsun. Elin gavuru ne yapıyor? Son teknoloji ile insan hayatına saygısı ile maliyetleri düşürmeden gerekirse ürünü pahalı tutarak ve hatta maliyetleri ar-ge yaparak yeni teknoloji üreterek düşürerek elinden gelen her şeyi yapıyor.

Para gözünü bürümüş çakma iş adamları, ülkemizde hala işçi üzerinden maliyetleri azaltmaya çalıştıkça bu ülke ileri gitmez, geri gider ve batar. İşverenler acilen şunu bilmeli; maliyetler işçi üzerinden değil, ar-ge yapıp yeni teknolojiler üreterek düşürülür.

Son olarak şunu diyeceğim;

Salak adamla uğraşmak zor. Ülkemizde çok var.

Standart